10 Mart, 2008
9 KERE 3= 27
03 Mart, 2008
KÜÇÜK NICOLAS
30 Ocak, 2008
YINE SKI DAVASI
20 Kasım, 2007
EMMA VE GREV
19 Kasım, 2007
HEVES
07 Ekim, 2007
TEKRAR YAZMAYA ÜŞENİLİYO
Kalkan ( pansiyonun terasından)
güzel yurdum denizi
en sevgili arkadaşlarım istanbulda rakı sofrasında
Evet Türkiyedeydim: Ankara, İstanbul, Bodrum, Kalkan, Kaş, Ölüdeniz, Kabak koyu.. Bissürü şey yaşadım daha da bissürüsünü hissettim. ee iyi de ne noolcak.. neyse ben yine foto koycam sonra da bütün o ordayken düşündüklerimi bi yerlerime tıkçam. Bişey hariç: bi yatılcak bi de yenilcek yer, öyle ki ben bu yerlerde yaşadığım 3-4 gün boyunca ressam olup oralara şahane resimlerimi bağışlamak, köşe yazarı olup köşemde onları yazmak, reklamcı olup reklamlarını yapmak, yönetmen olup oralarda film çekmek falan istedim. Yok. Öyle bi " ben oralarda kendimi buldum" hadisesi deil. Sadece kaldıım pansiyonu ve yemek yediğim restoyu çok sevdim giden olursa oralara uğrasınlar-hatta oralarda yatıp kalkıp yesinler- isterim.
Pansiyon ÖZ PANSİYON: Kalkan'da, çok temiz, iyi niyetli insanlarla bezeli (bu insanlarla enseye şaplak falan olmadık ama pansiyon sahipleri sabah güneşi direksiyonu tutulmaz hale getirmesin diye her sabah arabanın ön camına bez örten insanlardı. ayrıca zeytinleri, reçelleri pek lezzetli, hiçbi şeye karışmadan, iyiliklerini insanın gözüne gözüne sokmadan iyi olan, o kadar ucuz odaya buzdolabı ve tv koyan-2kişi 40ytl kahvaltı ve çay saati dahil- tvyi ben boşversem de yurdum insanı için ne kadar önemli olduğunu, tatilde bile kaçırılmaması gereken dizilerin varlığından haberdar, parayı çıkraken ödersiniz acelesi yok diyen, paranoyadan ve çakallıktan çoooook çok uzak, kısacası "şahane"insanlardı) küçük bi pansiyon.
Ve oradan tavsiye ettikleri bi restoran: ÇATI RESTORAN (Bu arada Kalkan gayet pahalı bi yer, akşam yemekleri genelde kişi başı içkisiz 20-25 arası). ilk gece bilemeyip başka bi yere gidip hayvanlar gibi hesap ödeyip çirkin şarap içtikten sonra keşfettik burayı. Önce sahibini ingiliz zannettik çok türk bi mekan olmasına rağmen ortalıkta dolanan orta yaşlı ingiliz hanım dolayısıyla. Sonra öğrendik ki o, restoran sahibinin eşiymiş, sevgili beyefendi adanalıymış. Niye bu kadar kibar konuşuyorum, çünkü adamlar süperlerdi. Garsonlar, servis, tabakların sunuluşu, yemeklerin bolluğu ve kalitesi, ikramlar, fiyatların diğerlerine göre anormal olmayışı, dekor, müzik (böyle cıngır cıngır değil de tatlı tatlı, eueueue diye uzatmadan türk sanat müziği ya da ezginin günlüğü ama hepsi sözsüz), ikram tabaklarındaki hiç bilinmeyen meyveler, ortamdaki kimsenin yılışık olmayışı biz sarhoş olup yılışsak bile..
18 Eylül, 2007
ACAİP HAYVANLAR
"incinsen de sözün düzünü diyciyem
acayip hayvanlara benziyirsen
men senin bu emellerine nece dözum
men ne diyim daha sana yoktur sözüm
sır sıfatından su içmeyür gözüm
cinlere şeytanlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
abu ne gafiyedir açıp gelmişsen
gözlerin gene ot saçıp gelmişsen
sanki cehennemden kaçıp gelmişsen
devlere hortlaklara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
senin başın bedende işkencedir
kenardan bakanlara eğlencedir
boynun büyükse bedenin incedir
armudu ıskanlara benziyirsen
acayip hayvanlara benziyirsen
incinsen de sözün düzünü diyciyem
acayip hayvanlara benziyirsen
günde bir okka bir iş görebilsen
her gün içirsen sarhoşluk edirsen
gece de eve sürüne sürüne gelirsen
gara sorulcanlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
senin de batıl di oruç namazın
hıçkırırsan tutulmıyor boğazın
mikrofonsuz da gür çıkar avazın
klorak satanlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
senin görünüşün bir ayakşımıdır
alacalı yüzünde şahmatmıdır
bir özüne bir bak başın yuvarlak mıdır
51 ekranlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
incinsen de sözün düzünü diyciyem
acayip hayvanlara benziyirsen
yüz kiloya yakın garazlaşmışsan
kartlamışsan çok yaramazlaşmışsan
saç kalmayıp başında dazlaşmışsan
kapaksız kazanlara benziyirsen
acayip hayvanlara benziyirsen
keyfte yiyip şişirmişsen karnını
köfte yiyip şişirmişsen karnını
beleş yiyip şişirmişsen karnını
esnemiş hayvanlara benziyisen
gavlamış hayvanlara benziyirsen
acayip hayvanlara benziyirsen
ne var sen üstüme mırıldıyırsan
sanki paslanmışsan gırıldıyırsan
sesin de çıkmıyor hırıldıyırsan
benzinsiz çakmaklara benziyirsen
acayip hayvanlara benziyirsen"
LÜTFEN ÜŞENMEYİP YOUTUBE'DEN KLİBİNİ İZLEYİN. PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ.
03 Eylül, 2007
BASKET VE NORMANDIE
Maç sonrasında elim acıyodu alkışlamaktan ve dizime vurmaktan, yani ben çocuklar gibi şendim geçenlerde bi cumartesi:) Yazıyı da beklettim fotoları da koyarım diye ama ben salak fotoğraf makinamı şarj etmeyi unuttuğum için birlikte gittiğimiz kişilerin fotoları yollamasını bekledim, yollamadılar, sıkıldım yazdım. Tony falan hikaye de pompom kızları göstermek istiyodum aslında:)
Sonra geçen hafta sonu Normandie'ye gittik Yoann'la. Paris'in kuzeybatısında bi yer. Okyanus kenarında. Sular çekildigi için okyanusun tam ortasında fotoğraf çekebildik ama yüzemedik. iki tane şehir gördüm. Biri Deauville, Fransa'nın kumar merkezlerinden biri, bissürü casino vardı ve hayatını pokerle kazanmak istediğine karar veren ben için hoş bi gezi oldu.
Bi de Honfleur diye şirin mi şirin bi şehir. Çok sevdim bi daha gitmek istiyorum.
okyanus ortası
Honfleur
Bisikletler
..ve mangal...
6'sında Türkiye'ye geliyoruz.. Ankara.. güney.. İstanbul..
Arayamadığım olursa mail atsın telefon numarasıyla birlikte, görüşmek isterse tabe..