24 Kasım, 2006

YOK BİŞİ

Ya tanıştık işte, bişi olmadı, gayet tatlı insanlardı, beni bağırlarına bastılar (hiç yazasım yok). bissürü birileriyle daha tanıştım aileden, tam oldum yani. Boşunaymış onca stres ama yine olsa yine korkarım (çünkü ben lanet olasıca bi dilayım)

Bi de ona istakoz deil istiridye denir dilay!!!!
tutturmuşum bi ıstakoz başından beri sinir oldum kendi kendime.. kimse de çıkıp lan ona ıstakoz denmez dememiş..

Bi de taşındı sevgili sevgilim. artık tren kaçırma stresi yok, ömrüm en az iki sene uzadı. Artık pariste yeni evi. herşey yeni.. cici.. duvarlar biraz kırmızı biraz sarı.. tabaklar yeni.. temiz.. müzik dinleyip dans bile ediyoruz.. neyse sonra yazmayı deniyim bari kusmuk gibi oldu bu yazdığım.

17 Kasım, 2006

SARDI KORKULAR.. GELECEK YILLAR:)

Evet bugün tanışıcam onlarla. Daha ne kadar süre sevgili kalacağından emin olamadığım sevgili sevgilimin sevgili ailesiyle. Istakoz yemicem, bahanem hazır: ben hareket eden bişeyi ağzıma atıp çiğneyerek hareket etme ve hatta yaşama özgürlüğünü elinden alamam (başkası çiğneyip ağzıma verirse olabilir ama o da tiksinç olur). Bahane de sayılmaz hani hakikaten yapamam. Ama sanki benimkisi bu ıstakoz meselesinden haberdar gibi, bi süredir sorup duruyo ıstakoz sever misin falan diye. Acaba benim blogu fransızcaya çevirip okuyo mu diye kıllanmıyo değilim.
Neyse.. stresliyim. 6 günlük alkol rejimime son noktayı koycak gibiyim bu akşam. Evet, alkol kötülüklerin anasıdır diye bırakmıştım. Geçenlerde çok içtiğimde içimden başka bi dilay çıktı, sonra kendimden korktum. Ama iki kadehten bişi olmaz canım, maksat rahatlamak:)
Anne ya yemez bunlar di mi beni?????

03 Kasım, 2006

O

Yıllardır içimde tüm insanlığa karşı duyduğum nefretin sebebini sonunda buldum: herşey O'nun yüzünden!
O, sadece perşembe sabahları gördüğüm biri. Bi erkek yaratık. Elinde, ucunda ip sallanan iki topla hayatını birleştirmiş biri. Ve bu kişi, bu çinli olmasından fena halde şüphelendiğim çekik pislik, elindeki bu toplarla insanları mahvetmek için ortalıkta geziniyo. Ders öncesi, ders aralarında ve dersten sonra, elindeki o iki topu sağa sola sallayıp, döndürmek suretiyle insana hayatı zehir ediyo. Bu insan evladı, bu topları çevirirken, aynı anda dansedip aynı anda kafasını ileri geri oynatarak suratındaki gülümsemeyi korumayı başarıp bi yandan çenesini öne doğru uzatıp aynı anda ses çıkarabiliyo. Mutlu. Bu hayvan, derslerde havaya bakıp gülümsüyebiliyo da. Embesil. O'nu öldürmek istiyorum.