Kalkan ( pansiyonun terasından)
güzel yurdum denizi
en sevgili arkadaşlarım istanbulda rakı sofrasında
Aslında yazmaya üşenmek de deil bu. Artık herşeyin sıradan gelmesi hadisesi. Yani öyle yüce bi an ki şu an sevgilimle neden böyle kavga ettiğimi bile anlayamıyorum, hasta olmasa. bugünki rugby maçını benim yüzümden evde izlemiş olmasa, geçen haftasonu kolunu benim yüzümden bi darbeyle rengarenk yapmasa uyandırıp sorcam biz niye kavga ediyoruz bre yoann diye. Hatta sevdicek dicem, ne debelenip duruyoruz debelencek bişeyimiz yok diye mi. cık cık cık.
Evet Türkiyedeydim: Ankara, İstanbul, Bodrum, Kalkan, Kaş, Ölüdeniz, Kabak koyu.. Bissürü şey yaşadım daha da bissürüsünü hissettim. ee iyi de ne noolcak.. neyse ben yine foto koycam sonra da bütün o ordayken düşündüklerimi bi yerlerime tıkçam. Bişey hariç: bi yatılcak bi de yenilcek yer, öyle ki ben bu yerlerde yaşadığım 3-4 gün boyunca ressam olup oralara şahane resimlerimi bağışlamak, köşe yazarı olup köşemde onları yazmak, reklamcı olup reklamlarını yapmak, yönetmen olup oralarda film çekmek falan istedim. Yok. Öyle bi " ben oralarda kendimi buldum" hadisesi deil. Sadece kaldıım pansiyonu ve yemek yediğim restoyu çok sevdim giden olursa oralara uğrasınlar-hatta oralarda yatıp kalkıp yesinler- isterim.
Pansiyon ÖZ PANSİYON: Kalkan'da, çok temiz, iyi niyetli insanlarla bezeli (bu insanlarla enseye şaplak falan olmadık ama pansiyon sahipleri sabah güneşi direksiyonu tutulmaz hale getirmesin diye her sabah arabanın ön camına bez örten insanlardı. ayrıca zeytinleri, reçelleri pek lezzetli, hiçbi şeye karışmadan, iyiliklerini insanın gözüne gözüne sokmadan iyi olan, o kadar ucuz odaya buzdolabı ve tv koyan-2kişi 40ytl kahvaltı ve çay saati dahil- tvyi ben boşversem de yurdum insanı için ne kadar önemli olduğunu, tatilde bile kaçırılmaması gereken dizilerin varlığından haberdar, parayı çıkraken ödersiniz acelesi yok diyen, paranoyadan ve çakallıktan çoooook çok uzak, kısacası "şahane"insanlardı) küçük bi pansiyon.
Ve oradan tavsiye ettikleri bi restoran: ÇATI RESTORAN (Bu arada Kalkan gayet pahalı bi yer, akşam yemekleri genelde kişi başı içkisiz 20-25 arası). ilk gece bilemeyip başka bi yere gidip hayvanlar gibi hesap ödeyip çirkin şarap içtikten sonra keşfettik burayı. Önce sahibini ingiliz zannettik çok türk bi mekan olmasına rağmen ortalıkta dolanan orta yaşlı ingiliz hanım dolayısıyla. Sonra öğrendik ki o, restoran sahibinin eşiymiş, sevgili beyefendi adanalıymış. Niye bu kadar kibar konuşuyorum, çünkü adamlar süperlerdi. Garsonlar, servis, tabakların sunuluşu, yemeklerin bolluğu ve kalitesi, ikramlar, fiyatların diğerlerine göre anormal olmayışı, dekor, müzik (böyle cıngır cıngır değil de tatlı tatlı, eueueue diye uzatmadan türk sanat müziği ya da ezginin günlüğü ama hepsi sözsüz), ikram tabaklarındaki hiç bilinmeyen meyveler, ortamdaki kimsenin yılışık olmayışı biz sarhoş olup yılışsak bile..
Evet Türkiyedeydim: Ankara, İstanbul, Bodrum, Kalkan, Kaş, Ölüdeniz, Kabak koyu.. Bissürü şey yaşadım daha da bissürüsünü hissettim. ee iyi de ne noolcak.. neyse ben yine foto koycam sonra da bütün o ordayken düşündüklerimi bi yerlerime tıkçam. Bişey hariç: bi yatılcak bi de yenilcek yer, öyle ki ben bu yerlerde yaşadığım 3-4 gün boyunca ressam olup oralara şahane resimlerimi bağışlamak, köşe yazarı olup köşemde onları yazmak, reklamcı olup reklamlarını yapmak, yönetmen olup oralarda film çekmek falan istedim. Yok. Öyle bi " ben oralarda kendimi buldum" hadisesi deil. Sadece kaldıım pansiyonu ve yemek yediğim restoyu çok sevdim giden olursa oralara uğrasınlar-hatta oralarda yatıp kalkıp yesinler- isterim.
Pansiyon ÖZ PANSİYON: Kalkan'da, çok temiz, iyi niyetli insanlarla bezeli (bu insanlarla enseye şaplak falan olmadık ama pansiyon sahipleri sabah güneşi direksiyonu tutulmaz hale getirmesin diye her sabah arabanın ön camına bez örten insanlardı. ayrıca zeytinleri, reçelleri pek lezzetli, hiçbi şeye karışmadan, iyiliklerini insanın gözüne gözüne sokmadan iyi olan, o kadar ucuz odaya buzdolabı ve tv koyan-2kişi 40ytl kahvaltı ve çay saati dahil- tvyi ben boşversem de yurdum insanı için ne kadar önemli olduğunu, tatilde bile kaçırılmaması gereken dizilerin varlığından haberdar, parayı çıkraken ödersiniz acelesi yok diyen, paranoyadan ve çakallıktan çoooook çok uzak, kısacası "şahane"insanlardı) küçük bi pansiyon.
Ve oradan tavsiye ettikleri bi restoran: ÇATI RESTORAN (Bu arada Kalkan gayet pahalı bi yer, akşam yemekleri genelde kişi başı içkisiz 20-25 arası). ilk gece bilemeyip başka bi yere gidip hayvanlar gibi hesap ödeyip çirkin şarap içtikten sonra keşfettik burayı. Önce sahibini ingiliz zannettik çok türk bi mekan olmasına rağmen ortalıkta dolanan orta yaşlı ingiliz hanım dolayısıyla. Sonra öğrendik ki o, restoran sahibinin eşiymiş, sevgili beyefendi adanalıymış. Niye bu kadar kibar konuşuyorum, çünkü adamlar süperlerdi. Garsonlar, servis, tabakların sunuluşu, yemeklerin bolluğu ve kalitesi, ikramlar, fiyatların diğerlerine göre anormal olmayışı, dekor, müzik (böyle cıngır cıngır değil de tatlı tatlı, eueueue diye uzatmadan türk sanat müziği ya da ezginin günlüğü ama hepsi sözsüz), ikram tabaklarındaki hiç bilinmeyen meyveler, ortamdaki kimsenin yılışık olmayışı biz sarhoş olup yılışsak bile..
Kabak Koyu'yla da ilgili bikaç şey diyip bitircem: Arabayla inmeye kalkmayın toprak yolların en çıkmaz anında bi teyzeye rastlayıp "yok sizin araba iner oraya" dese de. Sakın "Natural" da kalmayın, horoz sesleri arasında teknoya maruz kalmak ve "dostum sıcak şarap yaptım"diyen dangalağa bardak başına 7,5ytl vermek istemiyosanız. Ayrıca çoluk çocuk da cabası ortamda 3 yaşlarında minik lanet bi kız çocuğunun yanı sıra..
Bi de fotolar da da var: Kaputaş plajı, rengi sadece fotoğraflardaki yalan olmayan yurdumun pek bi.güzelliklerinden.. Kalkan'a 6km Kaş'a da 20km falan olsa gerek.
Yine, güzel yurdumun güzelliklerine hayran kaldığım an..