Evet bilgisayar bozuldugu ve ben suan laptopi kullandigim için ve bunda herhangi bi degisiklik yapma, ekleme hakkina sahip olmadigim için yine tr karakter kullanamiyorum. simdi yazicagim yaziyi aslinda bir ay once falan yazip sonra da gereksiz bulup yayinlamamistim ama simdi yayinlamak gerekti devami için;
"Basligi çekici kildim ki en azindan bu uzun yaziya bi baslama cesareti versin diye:)
evet, kimseyi sevmiyorum, "sevdigim çocuk" diye bisey yok, insanlar gozume maymun gibi gorunuyolar.. birine ihtiyacim yok mu? hem de nasil var.. annem gibi, babam gibi, abim gibi(huyu ona çok benzemese de olur:) benim cinnetim bana yetiyo, iki depresif fazla bi iliskide), hem sevgilim, hem arkadasim, hem oglum gibi sevebilecegim birine.. sadece saçlarimi oksayip "korkma"dicek birine(evet burda biraz duygusallastik:).. ama yok oyle biri.. yani varsa da eminim benim varligimdan haberdar olunca bi daha hiç "varolmak" istemicek biri:)
ben inanmiyorum ruh ikizi falan hikayelerine(eminim aranizda bana kizanlar ya da kiçiyla gulenler falan vardir ya da aciyanlar.. "o"nu bulanlar, buldugunu zannedenler ki bunu zaman gosterecektir, bence biraz azim isi..) ama ben inanmiyorum iste, sadece iki "dogru" insanin(kime gore dogru oldugunu tartismicam) dogru zamanda karsilasmasiyla ilgili bi durum oldugunu dusunuyorum, bi yanilgi ama kismen dogru.. iki "olmus" insanin hadi gel birlikte "ola"lim çabasi.. Tabii bu inançsizlik gokten inmedi, once kuçuk yaslarimda "beyaz atli prens"in olmadigini ogrenmemle baslayan, sonra ustuste "tamam buldum iste bu o" larin siksik gundeme gelip sonra yeni bi "dogru adam" bulununca gundemden tamamen kalkmasiyla devam eden siki bi sureçten geçtim..
"Biri"ne ozlem duymanin arkasindan(yaklasik 38 dakika sonra) gelen "ama, ben.." duygusu beni gonul islerinden biraz uzak tutuyo sanirim. kendime çok duskun oldum son zamanlarda, yani rahatimi kaçirmak istemiyorum. bende son senelerde bi "yatak" daha dogrusu "yatagim" çilginligi bas gosterdi. Eskisehirdeki son evimde basladi sanirim, Berna ve Tugçeyle yasadigim o guselim, delicesine ozledigim evde, yani aslinda hayatimdan ersunun tamamen çikmasiyla da diyebiliriz. uzun zaman onla, o koca "yaratikla"la ayni yatagi paylastigimi dusunursek olayi anlamasi daha kolay boyutlara indirgeyebiliriz(ah nasil da bayiliyorum her firsatta su orospu çocugunu asagilamaya.. ama bisey degismiyo, kinim hiç azalmiyo o ayri..). Ahh yatagim, benim yatagim, cici yatagim, mis yatagim silsilesi basladi. oooh tek basimayim, benim yastigim, benim yorganim benim kokum deliligi iste.. iste son evimde, bu, abarti halini almisti.. mor perdelerim(uyandigimda dunyayi pembe gormemi saglayan, o nefret ettigim gun isigini uyanir uyanmaz gozume sokmayan ama yine de uyandigimda azimdan çikan ilk cumlenin "allaa kaaretsin"olmasina engel olamayan cici perdem), rengarenk nevresimlerim ve benim yatagim iste.. o yatakta, bu hisle yasamaya basladiktan sonra, birlikte uyanip da mutlu oldugum kimse olmadi.. evet sevdigim adamla da uyansam, ki bu son zamanlarda siksik oluyodu, bana hiç tek basima uyandigimdaki huzuru vermedi. sevgisizlikle alakasi yok, yatagimi kiskaniyodum:)... neyse iste bu yatak saplantisi burda da devam ediyo biraz daha luks bi boyuta varmakla birlikte, çift kisilik bi yatak ve uç yastikla uyumak gibi bi luks:) her gece yatarken ve her sabah uyandigimda o yatakta "yatagimda" tek basima olduguma sukrediyorum ve hayatima biri girerse bu luksu elimden alcak diye korkuyorum iste, sorun bu:)(hele sen bi bul da birini ondan sonra dusun bacim demiyorum:) neyse..
kurstaki çocuktan bahsetmem lazim simdi. fransizca kursuna gidiyorum burda, mecburen, au pairligin bi kosulu olarak ve iste sinifimda gorur gormez "oha" olunasi bi tip var. bi sure izledim kendisini, tam azima layikti:) sonra elinde ing-fr sozlugu gormemle birlikte butun hevesim kaçti! niye kaçti? oysa ingilizlerle fena maceralarim olmamisti Morzine'de:) ama ne biliyim kil oldum iste ingiliz diye.. Gerçi Morzine'de tanistigim 2. ingilizle konusmalarim esnasinda hepimizin inikamini almistim:) nedense, niyeyse, nasi oldugunu anlayamadigim bi hirsla adama ustelik ing. olarak "ohh senin tuzun kuru tabe, ingilizsin ne de olsa"(nasi dedigimi hiç bilmiyorum, kanimda yuksek oranda alkol vardi) ve akabinde "fucking england, fucking english!" seklindeki saldirilarimla içimde ne zamandan beri besledigimi bilemedigim milliyetçi hayvani salivermistim(bu arada bu cumleleri nasi soyledigimi hatirlamamakla beraber gecenin sonuna dogru adam beni eve davet ettiginde sunu soyledigimi çok iyi hatirliyorum, "not fucking just sleeping":))
yani ama haksiz miydim, ikimizde yabanciydik fransada, ben sonuçta bulundugum yerin dilini konusabiliyodum ama allah beni kahretsin neden bi de ing. konusamiyodum? o hem bulundugu yerin dilini konusamiyo hem de ben yeterli ing. konusamiyorum diye beni asagilamaya kalkiyodu(allah var hiç boyle bise yapmadi garibim, ama ben oyle anlamak istiodum, sinirliydim, alkolluydum, alingandim, fr muhabbeti yuzunden "my name is" bile diyememek kanima dokunmustu:) ve adamin azina siçtim. ama hakliydim iste, frda olup fr konusabildigim halde bi de ing konusmuyorum diye beni kimse suçlayamazdi, suçlamamisti da zaten ama neyse:)
neyse kurstaki ingilize gelelim; elideki sozlugu gormem ve akabinde hevesimin kaçmasi ve kendisini izlemeyi birakip digerlerini izlemeye baslamamla herkesin onu izledigini anlamam 3 dakikami aldi. durum korkunçtu! ve kesinlikle ingilizi izlemekten daha eglenceliydi:) "aman tanrim"di! evli ve çocuklu sevgili ogretmenimiz de dahil butun kizlar kirim kirim kiritiyodu karsisinda, her birinin gotu basi ayri oynuyodu:) korktum sonra acaba ben de mi oyleydim karsisinda, ya beni de biri izlediyse diye:)
orda nefret ettigim ne varsa ozledim simdi.. hatta o yeterince sancili eskisehir gunlerimi bile.. bi askin içinde aptal gibi debelenip durdugum, uyumak, içmek ve semra dan baska hiçbiseyden zevk almadigim.. hayatimin en bos en anlamsiz zamanlarini bile.. garip di mi simdi aska bu inançsizligim(ya da yasadiklarimin dogal sonucu) sevdigim adam için "aralik"ta karlar ve ayilar arasinda daglara-o sevmedigim daglara- çiktigimi dusununce.. nefret ettigim halde o soguktan, bortubocek ve bilumum hayvandan(valla bak ayilar vardi, iki kisi aramizdan kendisiyle karsilasti:)..
evet,ben geçen sene aralik ayinda daga çiktim ve o sirada istanbulda soguktan iki kisi donarak oldu, annemin akli çikti, çunku çok normal bisi gibi kendisini arayip ben daga çikiyorum arkadaslarla bikaç gun bana ulasamicaksiniz cepten demistim:).. biz de donarak olebilirdik, ya doncaktik ya da bogulcaktik bi ara, ve hangisi daha iyi diye ciddi ciddi dusunmustum. sonra uyandirip tipleri olceksiniz demistim sonra atesin basina geçip sarap içmistim ertesi gun o daglarin basima yikilcagindan habersiz.. kendisi için daglara gittigim adamin onca zamanki suskunlugunu bozup (dag havasi yaramadi bizimkisine:) beni hiç sevmedigini soylemesiyle basima yikilan daglar.. yer yarilmadi ben de içine giremedim malesef, onun yerine bir gece daha orda kalmak zorunda kaldim tek basima donemicegim için(daha çok trip yapiyo zannetmesin, oldugumu-o lar u ler noktali- anlamasin diye guçlu oldugumu gostermek amaçli da olabilir:) beni hiç sevmemis olan kollarin bi kez daha belime dolanmasina razi olarak.. neyse...geçti iste"
iste bu yaziydi bi ay kadar once yazdigim daha da uzundu da kirptim biraz iyice iskence haline donusmesin diye, devamini izleyen yazida neden bunlari okudugunuzu anlicaksiniz:)