Orhan Pamuk'un Kar kitabini okuyorum su sira , bi sorunum var. Kitabin bazi sayfalari eksik ve çok can alici bi noktada. Eger birileri bana(mailime ya da buraya da olur) kitabin 369 ve 370. sayfalarini yollayabilirse çok mütesekkir olcam kendisine.
Bi de bana söyle bi duygu geldi, sanki hep Paris'te yasamazsam ölürmüsüm duygusu. Yani diyelim ki bigün Türkiye'ye döndüm veya baska bi ülke baska bi sehre tasindim, Paris'te bi hayat oldugunu bile bile orda nefes alamazmisim, kiskançliktan ortadan yarilirmisim gibi bi duygu. Ikamet adresimde Paris adi geçmeli. Ama inanilmaz güçlü bi tutku halinde. Sanirim çocuklugumdan beri buranin hayalini kurmamla ilgili bisey. Burda su an ne kadar mutlu olmasam da ve dahi belki hiç mutlu olamicak olsam da Paris'te yasamaliyim ben. Eiffel ansizin karsima çikip beni benden almali.. Evet seviyorum bu sehrin karmasasini, gürültüsünü, delilerini, zencilerini, asik suratli parisien lerini, sogugunu, metrolarini, sokaklarini.. ve bu dili, fransizcayi.. böyle iste, bu kadar:)
Not: sanirim bi depresyondan çikis ve bi yenisine girmeden hemen önceki o sakin dönemdeyim sevgi kelebegi olduguma bakilirsa(bu dönemler çok kiymetli iyi degerlendirmeli, çünkü hep ya depresyondayim, ya girmek üzereyim ya da yeni çikmis oluyorum:) o kadar yoruldum ki kendimden, atsan atilmaz satsan satilmaz iste 25 yildir dilay'im! off ne yorucu bi dilay olarak yasamak bilseniz, kendimden kustum artik, biktim hergün içmekten -mesai gibi-, hüzünlenmekten, her sabah ayni küfürleri etmekten, habire ama habire biseylere birilerine yenilmekten, hali hazirda yeni bi aci yoksa eskileri desmek zorunda kalmaktan, ayni hatalari uslanmamacasina tekrarlamaktan ve her seferinde ilkiymis gibi dumur olup aci çekmekten ve söylenmekten.. oy oy oy hakkaten çok yoruldum.. doktora gitçem yine yakinda, Laetitia bana bi psikoterapi merkezi buldu:) koptum:)) kadindaki azme bak ama, illa ki kurtarcam seni diye, illa ilaç alcaz illa uyusturcaz kafayi yani, e neyse hade bakalim dedim ben de. yeni sapik psikiyatrimla hikayelerimi yazarim artik, bakalim bu ne cins bi manyak çikcak:)
Bi de bana söyle bi duygu geldi, sanki hep Paris'te yasamazsam ölürmüsüm duygusu. Yani diyelim ki bigün Türkiye'ye döndüm veya baska bi ülke baska bi sehre tasindim, Paris'te bi hayat oldugunu bile bile orda nefes alamazmisim, kiskançliktan ortadan yarilirmisim gibi bi duygu. Ikamet adresimde Paris adi geçmeli. Ama inanilmaz güçlü bi tutku halinde. Sanirim çocuklugumdan beri buranin hayalini kurmamla ilgili bisey. Burda su an ne kadar mutlu olmasam da ve dahi belki hiç mutlu olamicak olsam da Paris'te yasamaliyim ben. Eiffel ansizin karsima çikip beni benden almali.. Evet seviyorum bu sehrin karmasasini, gürültüsünü, delilerini, zencilerini, asik suratli parisien lerini, sogugunu, metrolarini, sokaklarini.. ve bu dili, fransizcayi.. böyle iste, bu kadar:)
Not: sanirim bi depresyondan çikis ve bi yenisine girmeden hemen önceki o sakin dönemdeyim sevgi kelebegi olduguma bakilirsa(bu dönemler çok kiymetli iyi degerlendirmeli, çünkü hep ya depresyondayim, ya girmek üzereyim ya da yeni çikmis oluyorum:) o kadar yoruldum ki kendimden, atsan atilmaz satsan satilmaz iste 25 yildir dilay'im! off ne yorucu bi dilay olarak yasamak bilseniz, kendimden kustum artik, biktim hergün içmekten -mesai gibi-, hüzünlenmekten, her sabah ayni küfürleri etmekten, habire ama habire biseylere birilerine yenilmekten, hali hazirda yeni bi aci yoksa eskileri desmek zorunda kalmaktan, ayni hatalari uslanmamacasina tekrarlamaktan ve her seferinde ilkiymis gibi dumur olup aci çekmekten ve söylenmekten.. oy oy oy hakkaten çok yoruldum.. doktora gitçem yine yakinda, Laetitia bana bi psikoterapi merkezi buldu:) koptum:)) kadindaki azme bak ama, illa ki kurtarcam seni diye, illa ilaç alcaz illa uyusturcaz kafayi yani, e neyse hade bakalim dedim ben de. yeni sapik psikiyatrimla hikayelerimi yazarim artik, bakalim bu ne cins bi manyak çikcak:)







