14 Ağustos, 2009

filmler ve hayaller

Hani filmlerde olur ancak bu kadari da. Iki insan bi turlu birbirini anlayamaz. Filmi izlerken deli oluruz yahu nasil anlasamiyolar diye.

Iste tam da oyle durum, ben bile izlerken anlayamiyorum nasil olup bitiyo hersey.. Birak izlemeyi artik takip bile edemiyorum.
O yuzden yani bu yuzden filmler yapmak istedim ben muhtemelen..

12 Ağustos, 2009

DAYIMMM canimm dı!

canım dayıma:

Elveda...........

Neredesin dayı?
Ağlamadım öldüğünü duyduğumda,
kendimi kalpsiz sandım..
Bu benim blogum ve benim hayatim! kim gorurse gorsun artik..
O, gormesini istemediklerim de insan olsunlar madem (biliyorum ki olamazlar). Madem çok merak ediyolar okuyup bilsinler hayatimi, girsinler içimmis gibi ozel hayatima daha once yapmadiklari sey degil sonuçta.
Burasi, benim çoplugum.. sonsuza kadar burda otmek istiyorum ben. Benim de kendimi ifade etme biçimim bu diyelim tam olsun. Onlara, onlarin bas edemeyecekleri bi yol asla bulamicam ben. O kadar kurnaz hiç olamicam.

23 Haziran, 2009

Sokakta yürürken biri bana laf attığında, gecenin körü, tantuni (maydanozsuz)ya da kokoreç yemeye çıkmışız, bana hım hım bişeyler anlatan sesi kaybolup kocaman sesiyle adama sövüp sonra da bana hikayesini kaldığı yerden hım hım anlatan kadın.. seni çok seviyorum.



13 Haziran, 2009

Kalbimmm

"kalbim kalbim kalbim

dayanmak artik kolay degil

birakacak gibisin yari yolda

kalbim...

sevdim olmadi

bir dunya istedim kardesçe olamadi

kalbim kalbim kalbim
birakacak gibisin yari yolda kalbim......" fikret kizilok

ve atan kalbim.. tik tak atan kalbim. tekleyen, bi seylere yetismeye çalisan, o yuzden hizli hileli atan kalbim.

30 Nisan, 2009

YAAAAA NE BİÇİİİİMMM

Ya eskiden birileri bana bisiler yaziyomus, okudum gordum, yalan, ruya degil.
ne biçim olmus ben yazmayi uzuun uzun erteleyince.. kimse beni okumaz dinlemez olmus.
Sapiklarim, adsizlarim falan varmis, bu sanal dunyayla bi baglantim varmis. seviyomusum herhald o baglantiyi.
Yazmaktan sogutanlar da olmus ama b.k yesinlermis.
Yazsana bana seçkin:)
Ne fena..

22 Nisan, 2009

YETER ARTIKIN

Dilay, anlat derdini kuzum, yok anlatmam, nasilsin canim cigerim, iyiyim iste, anlatsana, yok anlatçak bisey simdi yine soylenmeyim, yok yok anlat askim nasilsin, şöyle böyle, nassi yani, pek iyi degilim aslinda, hadi ya neyin var, ya iste boktan isler, ne oldu.....
dilay anlatir..
digeri: ay şöylesin ay böylesin
dilay: evet biliyorum ama aslinda öyle degil tam olarak
digeri: yok yok şöylesin böylesin sen ama
dilay: yani evet ama aslinda sen şunu bunu gözönüne alm.. (cümlesini tamamlasa bari)
digeri: yoook yok sen yine de hem şöyle hem böylesin
dilay: hmmm
digeri: yani kabul et iste oylesin
dilay: tamam
digeri: yani soyle boylesin
dilay: haklisin
digeri dusunur... dilay'in yardima ihtiyaci vardir, zayiftir, hakkini korusun yaw der.
dilay dusunur... bu ne yaw, haklisin demesem daha ne kadar surecektir, insanlar ne tuhaftir, ne oyleyim ne boyleyimdir, yorulur.
digeri uyur..
dilay, agza alinmayacak kufurler savura savura içer...
ve bu gunluk bi hikayedir, her an basina gelebilir... gelir.. ve o kisiler bir an olsun lan ne yaptim ben yahu demezler.
Insanlarin hakli olmaya ihtiyaci vardir,
dilayin yasamisligi yok olur..
dunya kendi etrafinda doner.

18 Nisan, 2009

KISA

oysa ben bunu çok insanca buluyorum. Birinden vazgeçememeyi..
Dogal ve de zorlamadan.. zorlanmadan.. olasi.. ama tuhaf karsilanabiliyo tabi.
"ve insanlar birazcik vefasiz... biraz da unutkan.. ve aptal.. aptal.."
demis yok Sokrates degil Yasemin Mori
vefasizla unutkanin yerini degistiriyo ikincisinde ama aptali oldugu yerde birakiyo:)

14 Nisan, 2009

MANQUE

Bir biram (25cl'lik) ve iki sigaram var, saat 02:29.
Gerginim.
çozum uretmeye çalisiyorum.
dolapta biseyler var, yemek yiyebilirim ama o zaman da sigara içmek isticem.
bunu okurken siz bu sureç bitmis olcak.
ne saçma o zaman.

19 Mart, 2009

yaprak DOLMASI

Eskiden hep annemin dolmalarini çalardim (annem sarma demez yaprak da olsa dolma der) bu gece kendiminkileri çaldim. Sarma zordur ya çocuklarin zirt pirt atistirmasina karsi korunur. Gizlice dolap açilir herkes tv karsisindayken (yemekten iki saat falan sonra) ya da gece içki sonrasi, ve etli zeytinyagli demeden soguk soguk mideye gum gum indirilir:)
Kendimi kendi dolmalarimi çalarken yakaladim bu gece, bilgisayari kapatmis yatiyodum, dolaba bisey kaldirirken tencereyi gordum, kapagini açip buz gibi sarmalari tikistirdim agzima eski aliskanlikla:) çis yaptim yatçam ya, ellerimi yikadim aynen dolaba donup bi iki daha tikistirdim. Yazasim geldi sonra. Bi tabak aldim, 4 tane koydum tabaga iri iri sarilmislarindan, yine bilgisayar açilmadan yuttum hepsini, aliskanlik iste:))
Halbuki sararken bu aksam farketmistim ki o kadar da buyutulecek bisey yoktu (her sardigimda aslinda farkediyorum çok da buyutulecek bisey olmadigini), koskoca bi tencere 3 kat yapragi bir saatte sariveriyosun. Içini hazirlamak mesele ama elimde olçulu hiç bi tarif olmaksizin her seferinde tadi tuzu yerinde mis gibi dolmalar sariyorum epeydir, sararken hosuma gitmiyo kalin geliyolar ama pisince dipdiri oluyolar;) Yoann "aaa ne guzel olmus" demiyo, sinirleniyorum, ben sinirlenince o da her yaptigin yemek o kadar guzel oluyo ki her seferinde demeyi unutuyorum diyo, ben de yiyorum:)) yine de sarmalar arada sirada yapiliyo, kocam (kocam???) da babam gibi sigara boregi falan seviyo (o da benim suçum yapmasam adam nerden bilcek sigara boregini) haa bi de patlican kebabi var ki ogrendigi ilk turkçe kelimeleri kapsiyo! ve ben nefret ediyorum patlican kizartmaktan..
iyice anneme benzemekten korktum bak simdi bu yaziyi okuyunca!!!!
ama yok yok ben buharda brokoli, haslanmis enginar, ispanak salatasi falan da yapiyorum siksik:)