31 Ocak, 2006

Orhan Pamuk-Kar

Orhan Pamuk'un Kar kitabini okuyorum su sira , bi sorunum var. Kitabin bazi sayfalari eksik ve çok can alici bi noktada. Eger birileri bana(mailime ya da buraya da olur) kitabin 369 ve 370. sayfalarini yollayabilirse çok mütesekkir olcam kendisine.

Bi de bana söyle bi duygu geldi, sanki hep Paris'te yasamazsam ölürmüsüm duygusu. Yani diyelim ki bigün Türkiye'ye döndüm veya baska bi ülke baska bi sehre tasindim, Paris'te bi hayat oldugunu bile bile orda nefes alamazmisim, kiskançliktan ortadan yarilirmisim gibi bi duygu. Ikamet adresimde Paris adi geçmeli. Ama inanilmaz güçlü bi tutku halinde. Sanirim çocuklugumdan beri buranin hayalini kurmamla ilgili bisey. Burda su an ne kadar mutlu olmasam da ve dahi belki hiç mutlu olamicak olsam da Paris'te yasamaliyim ben. Eiffel ansizin karsima çikip beni benden almali.. Evet seviyorum bu sehrin karmasasini, gürültüsünü, delilerini, zencilerini, asik suratli parisien lerini, sogugunu, metrolarini, sokaklarini.. ve bu dili, fransizcayi.. böyle iste, bu kadar:)

Not: sanirim bi depresyondan çikis ve bi yenisine girmeden hemen önceki o sakin dönemdeyim sevgi kelebegi olduguma bakilirsa(bu dönemler çok kiymetli iyi degerlendirmeli, çünkü hep ya depresyondayim, ya girmek üzereyim ya da yeni çikmis oluyorum:) o kadar yoruldum ki kendimden, atsan atilmaz satsan satilmaz iste 25 yildir dilay'im! off ne yorucu bi dilay olarak yasamak bilseniz, kendimden kustum artik, biktim hergün içmekten -mesai gibi-, hüzünlenmekten, her sabah ayni küfürleri etmekten, habire ama habire biseylere birilerine yenilmekten, hali hazirda yeni bi aci yoksa eskileri desmek zorunda kalmaktan, ayni hatalari uslanmamacasina tekrarlamaktan ve her seferinde ilkiymis gibi dumur olup aci çekmekten ve söylenmekten.. oy oy oy hakkaten çok yoruldum.. doktora gitçem yine yakinda, Laetitia bana bi psikoterapi merkezi buldu:) koptum:)) kadindaki azme bak ama, illa ki kurtarcam seni diye, illa ilaç alcaz illa uyusturcaz kafayi yani, e neyse hade bakalim dedim ben de. yeni sapik psikiyatrimla hikayelerimi yazarim artik, bakalim bu ne cins bi manyak çikcak:)

28 Ocak, 2006

GECiKMELi iSPANYA MACERASI

sehrin plani bu sekilde, inanilmaz ilginç, kare kare ve her karenin ortasi bi plaçaya açiliyo, bu yüzden barcelona da bi sürü placa var. plaça, place, alan yani:)
burda yemek yedik berna'yla:)

Gaudi'nin yaptigi evlerden biri(Battlo)

Plaça Catalunya

Gotik

Battlo

Rambla

...ve Sagrada Familia


Evet uzun bi aradan ve siddetli ve henüz atlatilamamis bir depresyon döneminden sonra ispanya maceramdan aklimda kalanlari anlatayim bari.

Ispanyaya gidip ispanyollarla karsilasmayi düsünürken kendimi katalanlarin içinde buldum, nedir bu katalanlar, niye onlara da ispanyol demiyoruz, nasil yani bizdeki kürtler gibi mi, niye ispanyolca konusmuyolar, burdaki resmi dil ne diye bitmek bilmeyen sorularimla 2gün boyunca onurun (bernanin sevgili kocasi) beynini yedim. Neyse 2 . günün sonunda aradaki farki ve çatismayi anladim. Barcelona’da katalanlar yasiyodu hatta ispanyanin neredeyse üçte ya da dörtte biri katalandi, ayri bi dilleri vardi, onlarla ispanyolca konussan da(ki ben bunu yapamiyodum tabii ki) katalanca cevap veriyolardi, ispanyollar ispanyolca katalanlar katalanca konusarak uzun savas yillarindan sonra gayet güzel anlasip gidiyolardi(!) Katalanlarin yasadigi yerlerde(barcelona’da mesela) resmi dil katalancaydi, çocuklar okulda katalanca ögreniyolar, her yerde katalanca yaziyodu. Ve katalanca fransizcaya çok benzedigi için ispanyolcadan daha çok isime geldi :) neyse iste bu katalunya, katalanlar ve katalanca hikayesi(tekerlemesi) beni bayaa bi oyaladi orda, sanki yilbasi tatilinde arkadasimi görmek için degil de yillardir süren ispanyol-katalan davasini sonlandirmak için ordaydim :)

Barcelona çok güzel bi sehir, Antonio Gaudi sayesinde. Bu sehir, Sayin Antonio Gaudi delisiyle tanisma imkani sundu bana. Sagrada Familia diye bi kilise var, ben hayatimda (uzun süre kelimeyi aradim ve sonunda buldum, hatta o sirada bernayla agzimiz açik eserin kendisine bakiyoduk ve kelime çikiverdi bi anda) bu kadar « heybet »li(evet heybet) bi sey daha görmedim, muhtesemdi. Içine girip bi de yukari çikalim dedik. Daracik merdivenlerden, üstelik karanlikta(ancak tek sira halinde ilerleyebiliyosun ve 200kisi oldugu için önün arkan sagin solun sobe durumu, insen inemezsin çiksan çikamazsin, klostrofobisi olanlara kesinlikle tavsiye edilmiyo zaten) sanirim 500 e yakin merdiven çiktik, ama degdi.. inmesi korkunçtu, bi de döne döne iniyosun, hani çikarken neyse çok yavas ilerledigi için sira anlamiyosun bisey ama inis biraz korkunç, üstelik korkulukta yok asagida derin bi bosluk var baktiginda ama o kadar dar ki düsmek bile çok zor. Neyse uzattim ayrintilari. Çok etkilendim sonuç olarak ve adamin kesinlikle bi deli olduguna karar verdim, bi insan evladi böyle bi eser yapamazdi, binanin her santimetrekaresinde ayri bi ayrinti vardi vs.. ayrica yaptigi iki evi ve bi parki da gördüm ve cidden dehsete kapildim, evet kesin deliydi. Ve ölümü ise ayri bi hikaye.. Günesli bi günde dolasmaya çikiyo, çok dindar birisi ayni zamanda, kiliseye gitmek üzere çikiyo evinden ve tramvay çarpiyo ve halk onu tanimadigi ve serseri gibi göründügü için yardim etmiyo, taksiciler hastaneye tasimayi reddediyo ve adam ölüyo genç yasinda.. her delinin ya da dahinin sonu gibi ironik.. daha sonra Antonio Gaudi adina bi yazi hazirlicam insallah, o zaman korkunç hayat hikayesini de yazicam.

Bunlarin disinda, ispanyollar(katalanlar mi demeliydim yoksa ?) çok sen sakrak hatta vicik insanlardi. Habire bi fiesta yapalim sonra da siesta tadinda :) yani pek zorluk çekmedim hayat stillerini kabullenmekte. Hergün fiesta hergün siesta yaptik biz de haliyle :) on gün kaldim ama yetmedi.. hayat gece yasaniyodu, aksam yemegi en erken 10da yeniyodu sonra da sabaha kadar içelim eglenelim.. Bu arada biz inanilmaz seyler yaptik, yani gülünç . mesela raki sofrasi kurduk bi gece(aylardan sonra raki içtim, harikaydi) ama raki mezeleri arasinda balli ördek(suanki favori yemegim, çok da güzel yapiyorum hani :) ve fransiz peynirleri vardi, kültür soku muydu biz mi kültürü soka ugratiyoduk belli deil. Serefe yaparken, raki sofrasi adabindan uzaklasip gavurca serefe yapiyoduk, gülünçtü iste..

Bu arada orda da kafam biseylere takilmadi deil, mesela bi gece aylardir görmedigim sevgili bernamla kendimi avrupa birligi sohbeti içinde buldum :) ispanyollar ya da katalanlar her neyse, öküzlükte bizden pek geri degillerdi, ne biliyim iste bi fransa gibi degildi orasi ve avrupa birligi üyesiydiler vs, kiloldum. O kadar çok sey düsündüm ki bu konuyla ilgili yazmaya mecalim yok. Neredeyse bi fransiz milliyetçisi olarak bulcam kendimi, bu fransizlarin üstün irk oldugunu falan düsünmeye basladim abartip, yani pek bisey görmedim, çok ülke gezmedim ama burda çok yabanci var, yani az buçuk tanimaya firsatim oluyo diger ülkenin insanlarini da. Evet üstün irk meselesi degil ama sanirim su ana kadar davranislarini en garipsemedigim ve kendime yakin buldugum fransizlar oldu. Ne biliyim yeme içme aliskanliklari vs.. gibi günlük davranislar açisindan da, burdaki insan haklari, hitap sekilleri, biseyi anlatirken seçtikleri kelimeler vs.. kafam çok dolu bu konularla ilgili ve bu igrenç türkçeyle bu konuyu daha fazla uzatmicam.

Barcelona dönüsü uçak macerami da anlatip yazimi bitircem. Ucuz olsun diye charter la gidersen olucagi budur bu paragrafta anlatçaklarimin özeti . Hayir zaten korkuyorum uçaktan.
Korkunç bi uçak macerasi atlattim iki saat boyunca koltuguma yapismak suretiyle. Hani uçagi ben kullansam heralde o kadar berbat kullanirdim, inanilmaz sallandik, inanilmaz bi gürültü vs ama insanlar gayet sakindi çevremde, yine abartiyosun dilay dedim. Neyse artik inise geçiyoruz dedi biraz rahatladim. Adam inise geçiyoruz deyip yükselmeye basladi. Ve bi on dakka sonra tekrar inise geçiyoruz deyip tekrar yükseldi. Ve bu 5-6kere tekrarlandiktan sonra herkes yavastan panik olmaya basladi. Normalde CHD havaalanina inmemiz gerekiyodu ve aptal pilot kontrol kulesiyle baglantiyi kaybettik o yüzden Orly’ye iniyoruz deyince artik benil elim ayagim titremeye basladi. Ve hosteslerin surat ifadelerinden siçtigimizi anladim, kadinlarin hepsi bi panik panik.. çok korktum, evet dilay hayatinin filmini yapamadin ama hayatini film yapmayi basardin sonunda cümlesi kulagima bi yerden fisildandi. Hayatim bi film seridi gibi geçmese de gözlerimin önünden Ekin geldi aklima..
Neyse paris üzerinde yaklasik 40 dakika dolandiktan sonra büyük bir gürültüyle indik.. ölmedik, burdayim:)
Ispanya macerasi da böyle tamamlandi iste.
Not: Bu arada anlasildigi üzere fotolar bana ait degil, kendi çektiklerimi bi ara koycam bilgisayara aktarmayi basarabilirsem:)

11 Ocak, 2006

PEYNIR YEDIM

Eveeet.. döndüm.. her depresyona giren kisinin yapacagi gibi kararlar almam gerekti. Aldim hemen o gerekli kararlari. Aslinda çok da « siçarim lan » diye almadim, açikçasi biraz zorunda kaldim.
Evde isler yolunda gitmiyo pek. Iste itirazim olan “hayatin sillesi” buydu(bi sonraki paragrafta da “hayatin cilvesi”ni görcez). Evet depresyona girdim ve bu seferki beklentim tamamen ilgisiz birakilmakti, yani izin verilmesini istiyodum biraz depresifligime ama verilmedi. Yine zorla uyandirmalar, günün çocuklarla ve telefonda geçmeyen her vaktinin bana nasihat vermek üzere ayrilmasi, az sigara iç, içki hiç içme’ler ve akabinde “bak olmuyo böyle hiiiii”diye tehditlerle beni yola getirmeye çalismalar.. ama bi kere yoldan çikmis ve depresyona girmis olan ben için kirmizi kartlik davranislar.. uyuma, içme, üstüne bi de sigarayi da abarttin bak, erken yat, erken kalk(evet, en dayanilmazi benim için!), oraya buraya git, sunlarla bi görüs.. daha kursum bitmeden kurs falan buldular bana, olay abardi, ben sustum.. her zamanki huyum iste ve içimde büyüttüm de büyüttüm.. kaçmaya basladim.. kaçtikça sorular yagmaya devam etti, “ben yukari çikcam kitap okicam biraz”gibi masum bi cümleye bile “kaç kitap getirdin sen, hala bitiremedin mi”gibi kuskucu yaklasimlar, çikolata yemem karsisinda “hayirdir sen yemezdin hiç çikolata”diye alkolle bagdastirilmaya çalisilan manali bakislar, “oooh iyi bari biz sana her aksam bi kutu çikolata verelim de bu problem kökünden ortadan kalksin”gibi sabrimin son damlasina gelmeme yol açan anlamsiz sakaci zorlamalar(çikolata alkol ne alaka diyenlere? Alkolik insanlarin pek çogu tatli yemez, bünye istemez yani, bilinçli deildir, çikolata de alkolü sevmez zaten, çikolata veya tatli bisey yersen alkol alma istegini bir süreligine erteleyebilirsin, hatta alkolü yeni birakanlara ceplerinde bonbon falan tasimalari önerilir).. resmen aklimin tacize ugradigini hissediyorum su sira, özgürlügümü-ki onu ne kadar kötüye kullanmaya çalisirsam çalisiyim ki bu da tartisilir- iyi niyetli gibi görünmeye çalisarak, belki de olarak, elimden aldiklarini hissediyorum. Evet hala çok iyi insanlar olduklarini düsünüyorum ama ben iyi deilim sorun bu, ben “iyi”deilken üzerimde bu sekilde bi baski kurulmasi beni feci rahatsiz etti iste neyse..

Ama siktiri çekmek yerine “alin lan allah belanizi versin” diyerek kendimi üniversite ve dahi valilik yollarina vurdum.. üniversite basvurulari, hala çikmakta direnen orturma iznim vs için.. evde durmamak için.. ve iste “hayatin cilvesi”ile orda karsilastim:) Üniversite basvurusu için bi dosya alman gerekiyo ilgili üniversitenin yabanci isleriyle ilgilenen bölümünden ve biliyor muydunuz ki bu dosyaya sahip olmak için de bi dosya hazirlamak gerekiyo! Bu dosya sunlari içeriyo; gelmis geçmis diplomalarin, transkriptlerin, hepsinin fr. çevirisi ve noterden onaylatilmis hali, dogum belgen(n. Cüzdani deil ama baska bisey bu) Evet hepsi var bende, hazirlikli gelmistim. Ama bi de sey istiyolar, en az bir yillik oturma izni! Iste bu kisim çok hos. Eylülde geldim ben buraya, vizem 3aylikti hatirlarsaniz, hemen basladik oturma izni islemlerine, ancak kasimda(vizemin bitmesine bir hafta kala) elime tutusturduklari, tamam biz hazirliyoruz oturma iznini sen simdilik polis sorarsa bununla idare etçeksin, kagit sayesinde kalabildim. Herseyim tamam, legal, dosyam ellerinde ama kartim çikmadi iste.. Bunu sormak için valilige gittim, iyi de benim izin nooldu demek için uzun bi bekleyisten sonra kadin bana elimdeki kagidin tarihine bikaç gün kala bi çagri alacagimi söyledi. Tamam. Elimdeki kagidin tarihi 6 subat. Üniversite basvurulari için son tarih 31 ocak! Kadina yani önce olamaz miydi lütfen hani rica etsem çok falan gibi bildigim bütün fr kibarlik, yaltaklanma ve de usandirici israr cumlelerini kurdugum halde, “bekliceksin”dedi, biz seni çagiricaz subatin basinda. Evet iste o sirada valilik koridorlarinda hayatin cilvesiyle gözgöze geldik, nerelerdeydin, özlettin bak kendini dedim sarilarak kendisine.. neyse dedim sonra da napalim döneriz be birlikte, sen nasi olsa beni yalniz birakmican, artik takiliriz birlikte, hadi gel iki tek atalim çikista dediysem de ciddiyetini bozmaktan korkarak istegimi reddetti..
Bi sansim daha var, üniversiteler 3yillik burda, ilgili bölümün yani daha önce okudugun bölümün(onu da trde en az 4sene okumus olman gerekiyo) burdaki üniversitede 3. yilindan baslayabiliyosun. Tabi bu ilk yildan baslamaktan çok daha zor. Bi de DAFL istiyolar tabi, TOEFL’in fransiz versiyonu, toefl la ilgili pek bilgim yok ama bu dafl igrenç kazik bi sinav , yani delicesine makaleler falan yaziyosun, test deil yani hepsini c isaretlesem falan diyemiyosun:) gayet öküzümsü düzeyde fr istiyolar. Bi de daha neler istiyolar bilemiyorum artik dosyada(o dosyaya ulasmak bi olay oldugu için sir gibi saklaniyo:), ve bütün bunlari yaptiginda da kabul edilcen garantisi yok, elime tutusturduklari kagidin altinda söyle not düsmüsler; yukarda adi geçen bölümlere yapilan basvurularin çok azinin kabul edildigini bilmenizi isteriz(yukardaki bölümler de sunlar: sinema, medya bilmem ne, iletisim ve bisey daha), çok kibar bu fransizlar be:) ve diplomam sinema tv diplomasi oldugu için baska bi bölüme de basvuramiyorum 3.yildan.. bilmem anlatabildim mi yeterince açik bu absürd durumu.
Denicem.. evet o sinava da gircem, o dosyayi da alcam, herbiseyi yapçam.. ama.. ama olmazsa da artik kasamicam galiba.. zaten kascak bi durum da kalmiyo ortada, fransa topraklarinda bebek yapmak ya da evlenmek disinda ki ne bebek ne de evlilik fikrine feci uzak oldugumu varsayarsak.. seneye deneyebilirsin diyenlere de(yani hala kasmaya çalisan iç sesime), seneye artik en az bir senelik oturma iznim oluyo olmicak, au pairlik süresi maksimum 18ay oldugundan, ayrica hadi ona da oldu dedik, seneye basvurumu yapçam ondan sonraki sene okumak için, sonra okicam en az bi sene(ki ünv. Mezunu olmak pek vasif deil burda, en azindan bi sene master falan istiyolar derken ben otuz yasina gelmis olcam, o saatten sonra da hadi yürümüyo olursa napalim artik en azindan fr. ögrendim, gezdim, gördüm, peynir yedim avuntusuyla yurda dönüp is aricak yüzüm pek olmaz sanirim..
Böyle iste, yani temmuzda kesin dönüs yapabilirim, bu da temmuza kadar gelemicem anlamina geliyo. Bi yandan da acaip rahatladim bu kararlari alirken, yani kararlar kendilerini alirken, hakkaten yapabilcegim bisey yok.. donüs fikri bi canavarken sevimlilesmeye basladi aniden:) insanoglu degil miyiz iste herseyden bi umut, bi sevinç çikariyoruz(din örtmenim ya da leo buscaglia-böyle mi yazilirdi- gibi hissettim kendimi:)
Bi dahaki bölüm dilay firarda 2 olcak isallah, ispanya maceralarimi anlatçam biraz, onlar da yazik içime öyle tikilip kaldilar.

06 Ocak, 2006

TUTUNAMAYIN

".. birak beni içimde öyle sert ve bükülmez bi çekirdek var ki beni degistiremezsin. Beni didik didik edebilirisin, canima okuyabilirisin, fakat düzeltemezsin beni.
Evet alçaklik bendeydi: öyle yumusak görünüyordum ki. Siz beni parçalamaya çalisirken, ben gizli gizli onaririm kendimi. Sonunda bilmediginiz birsey olur çikarim ve sizi suçlarim: beni mahvettiniz diye. sizlerle birlikte basarisiz gibi görünürüm: fakat sonunda ihanet ederim sizlere. Hep bir yerde takilmami beklersiniz; ben de ayni seyi beklerim heyecanla. Sonunda yarim yamalak bir basariyla siyrilirim isin içinden. Basarisizligin sevimliligine kapilirim ve sonunda gerçek basarisizlara ihanet ederim. Kusura bakmayin derim: hiç bir isi sonuna kadar götüremiyorum, basarisizligi bile. Oysa kendimi onlara, oldugumdan basarisiz göstermek için ne kadar çirpinmisimdir.
.....
Simdi, bir bakima basariya ulasmis sayilirim basarisizlikta: yalniz bu yere tek basima geldim. Hep birlikte tutunamamayi ne kadar isterdim. Herkes ayri bi dalda kaldi. Tek basina bir tadi olmuyor basarsizligin. Burhan'i(ki benim için armagandir) da yari yolda biraktim. Kimi suçlayacagimi bilemiyorum."
sayin ve sevgili ve de YÛCE INSAN OGUZ ATAY'DAN... tutunamayanlara özel seri..

05 Ocak, 2006

ITIRAZIM VAR!

Döndüm ben ama kendimi yemekle mesgul oldugum için pek bisey yazamadim. söyle bi Dilay firarda 2 patlatmak lazimdi ama ne gücüm ne de eglenesim var. günlerdir bu muhtesem sarkinin sözlerini hatirlamaya çalisiyorum: itirazim var bilmem ne bilmem neye diye giden sarki ve de hatta söyle cosan;
ben hep yenilmeye mahkum muyum
ben hep ezilmeye mahkum muyum
kaderin böylesine
hayatin sillesine
itiraaaaaaazziiim var ulan!

salladim biraz götten, bilen varsa yazsin da bi rahatliyim.

bu arada kutlayamadiklarimin yeni yilini da kutlayim burdan hatta baslamisken geçmis ramazan bayramlarini da kutlayip küçüklerimin gözlerinden büyüklerimin ellerinden bile öpeyim de tam oliyim artik. oldum zaten ben. evet oldum.
ispanyollarla ilgili dicegim hiçbi sey yok zannediyosaniz yaniliyosunuz, hatta bi de basima katalanlar çikti.. dicem sonra.. kendimi yeyip bitiriyim bi önce bak daha neler dicem..

24 Aralık, 2005

BEN BI GIDIYIM

Barcelona yollari tastan:)
yarin sabah bernamin yanina gidiyorum, üç ocakta döncem(bunu da niye dediysem sanki bekleyenim var pariste!) .

23 Aralık, 2005

PARAYLA HAYAT SATIN ALINIR MI?

Alinir. Hele de bi baskasinin hayati hele de parayla pek de güzel satin alinir . evet daha fazla iyi yanindan bakamicam sanirim içinde bulundugum duruma, zaten bi dilay olarak fazlasiyla olumlu, ilimli , sevecen hatta polyanna oldum, ama bir, hayatin gerçeklerine ve iki, daha da önemlisi kendi gerçeklerime dönmeliyim. Kendimi daha fazla kandiramicam, loy loy yeni ailem, ah ne de hos hayat bööle diye zipzip ziplayaraktan, cosaraktan hatta sekerekten ! saatle çalisma sisteminin verdigi bi sizidan da kaynaklansa gerek, hayatimi çaldiklarini hissediyorum insanlarin, saatlerimi, benim saatlerimi, benim hayatima ait olan ve beni hergün biraz daha yasliliga ve akabinde ölüme götüren saatlerimi bir bir satin aliyolar ! yaptigin ise göre degisiyo, babysitting 5 euro(kaziklanmis hali), ütüdür temizliktir 10 euro, ders verme 7,5euro(bu da kaziklanmis halim normali 10-15 arasi degisiyo), benim hayatimdan gidense her seferinde 1 saat(net! brütünü isin içine karistirmicam ama yine hayatimdan saatlerim alinirken bile kaziklaniyorum, her saat için en az bi on dakka da promosyon seklinde) !
Dis ses, toplu ses, hep bir agizdan hatta : Aman dilay yine abartiyosun, herkes çalisiyo ne olmus yani ! bu dilay da iyice saçmalamaya basladi, suna bak buldu da bunuyo(o da ne demekse), onunki can bizimki patlican sanki.. off ya sikicem depresifligini bu hatunun da!

duyar gibiyim.. duymamazliktan gelicem agzimi açip gözümü yummamak için .. bak bak yine ne kadar iyiyim :)

15 Aralık, 2005

BISEY OLDU!

aslinda üzgünç seyler yazmamak için bi süre yazmamayi düsünüyodum ben, çünkü içinde bulundugum kosullarda sen(noktali s) bisey yazamicagima emindim, yani önce bikaç operasyondan geçmem gerekiyodu yazmadan önce "evet" ya da "hihi"refleksimi aldirip yerine "hayir" ya da "non" nakli yaptirmaliydim..
aslinda hala da emin deilim "neseli" oldugumdan ama neyse artik yazcaz(sanki bunu okuyanlar da çok hevesli ve beni delicesine zorluyolar hadi dilay yaz yaz diye:)

biseyler oldu evet ama aslinda bisey oldugu yok. bakçaz artik benden anlatmasi..
dün evde feci bi kavga oldu, olay normaldi aslinda ama durum biraz farkliydi! jerome her zamanki gibi feci içip uyuyakalip sorumluluklarini ihmal ettigi için(çocuklari okuldan almayi unutmak gibi abarti bi sorumluluk:) ve ayni gün Laetitia'nin en yakin arkadasi(ama can ciger kuzu sarma, yani ben böylesini bi kere gördüm hayatimda o da artik hayatimda deil:) paristen taa cehennemin zimina tasiniyo oldugu için, hersey patladi! kapilar çarpildi, ayrilik laflari havada uçustu, sesler olabildigince yükseldi falan filan ve ben bütün bu tartismanin ortasinda olmak istemeyisime ragmen, jerome un alkolikligine gelince mesele tam da tartismanin ortasina düsüverdim! "evimde bir tane bile viski sisesi görmek istemiyorum"diye bagriniyodu kadincagiz!(hakliydi, jerome olayi abartmisti, benle bile iletisimini kesmisti son ûç bes gündür) ve yukarda, odamda iki dolu sise ve 3bos sise olmak üzere 5 sise vardi ve bunu jeromeun dolu ve bos siseleriyle toplayinca durum biraz abariyodu! o sirada salak jerome "hangi siseler" deyiverdi, laetitia da "orda yukardakiler" dedi! basimdan asagi kaynar sular indi iste tam bu anda! odamdaki siseleri görmüs ve jerome un zannediyodu! direk odama çiktim siseleri bosaltma karariyla, ama nereye? tabii ki mideme:) bu tip tartismalarin beni her zaman feci körükledigini biliyodum öncesinden o yüzden tepkim beni sasirtmadi. odama çikaraken duydugum son sözler tehditkardi, kadincim "nefret ediyorum viskiden adina bile tahammülûm yok, on bes senedir içtigin yeter, iki çözüm var jerome, ya doktora gidip bu ise bi son veriyosun ya da bu evden gidiyosun"diyodu(ki bu Laetitia nin pek tarzi deildi, çok hisli ve anlayisli bi insan kendisi, insanlari böyle durumda birakmayi sevmez vs vs.. yani olay ciddiydi artik)
....................
su an basima geleni bile anlatmak zor, az öncesini.. jerome'un gelisini beni benden alisini insan olarak! insan diyorum insan! varmis hala böyleleri! ve ben onlara rastalamisim ne güsel..
..........................
odamda pismis bi sekilde ayak seslerini bekliyodum, gelcekti ve bana dilay siktir git artik dicekti... bekledim(hazirdim ben, git dicekti tamam dicektm, yine de çok sevdim sizi:).. sonra ayak sesleri.. sonunda kapimda Laetitia.. açtim.. "özür dilerim bu gece için"dedi agliyodu, "senin de canini siktik; kavga ettik" yok dedim önemli deil..

anlatmak istedigim bu deildi aslinda asil onemli olan devamiydi ama geç oldu biraz, hem de..
du bakiyim kisa cümlelerle anlatabilcekmiyim?
ben baymistim biraz, artik joker durumuna gelmistim çünkü! aha dilay vardi! dilay herseye çözümdü! feci halde çalisiyodum(bu çocuk bakmak da olsa bi süre sonra dayanilmaz bi duruma gelebiliyio!) ay matematik, ay ütü, ay gece çikcaz, ay acil bisi oldu! dilay dilay dilay...
bugün sabahtan aksama kadar agladim disarda oldugum halde, bilumum metroda otobüste trende.. durmaksizin.. ve bi an yeter dedim ya yeter nedir benim bu dolmadik çilem? çok samimiydim, içten.. gerçekten ben çok sikildim herseyden, nerelere kaçsam bilemiyorum falan filan..
hakkaten tümünü anlatamicam, yoruldum ama bu geceki sonuç: 1) bahsedilen o siselerin benle alakasi yokmus, jerome un dolabin yukarsinda sakladigi siselerle alaksi varmis!
2)jerome bana 200 euro hediye etti, noel içinmis, dumur oldum geri çevirdim, sen beni iyi yapiyosun dedi, sen iyi ol ki ben de iyi oliyim..
3) karsimda kadini erkegi olmak üzere agladilar, sôyledikeri sey beni çok sevdikleriydi ve ne inanilmaz bi insan oldugum..
hepsi bi saçmalik gibi görünÿo olabilir ordan ama böyle iste, aslinda çok anlatmak istedim asil olan biteni, ordan yapmacik gôrünüyo çünkü di mi? neyse iste ben bunlari yasiyorum pariste!
seviyorum ailemi, yeni ailemi ve bunu bagirmak istiyorum biraz üzgünüm!

06 Aralık, 2005

NE OLDUM DELISI

ahh ben neler oldum.. ögrenci oldum, entel oldum(yuvarlak gözlükleri unutmayalim), dadi oldum, rokçu oldum(bi pazar sabahi Queen belgeseli izleyip Freddy Mercury' e asik olmak suretiyle), hizmetçi oldum, "asik" oldum(ne sayilarini ne kendilerini bilebildim), ayyas oldum(en iyi becerdiklerimden), ahçi oldum, dost bile oldum, upuzun yazilar yazip yazar oldum:), metal dinlemeden metalci oldum(o uzun deri ceketim, simsiyaha boyadigim masum gözlerim-16li yaslarin masumiyeti-içinde), sonra ben resepsiyonist oldum.. sonra tekrar dadi.. kurs ögrencisi.. ütücü.. temizlikçi kadin.. laila da kirmizinin çok yakistigini düsünen kadin-bi geceligine-adina hesaplar ödenen(bu kismini sen anliyosun di mi kubicim),ertesi gün lailanin yanindaki piknik yerinde, sögütözünde anne babasiyla piknik tip olan, domates dograyan.. ahh ben neler oldum daha.. derken ben en son MATEMATIK örtmeni oldum fransiz bebelere! adolesan dedigimiz, 13lü yaslarinda olan fransiz çocuklara.. matematik ve fransizca:) bu islerden para kazandigimi düsünürsek sanirim ben hiç ölmicem açliktan, sorumluluk.. paranin verdigi tüm hikayeyi silip.. silip naapçaz bosver baksana ihsan oktay anar'in dedigine sen.. ben yasayamam yasamimi sürdürebilmek için, ben, insan oldugum için yasarim, insanliktan zevk aldigim için, koruyamam yllarimi bi sonraki yillar için!
ben içerim, evet bi on onbes yil eksik yasarim ama yasarim iste.. o, yillarini korumak için binbir cambazlik yapanlardan, ay bunu yemem sunu içmem, habire kosarim diyenlerden fazla:) ben yapamam:) ben yerim, içerim; kimildamam, yatarim bütün gün, bütün gece.. kah varligimi hissederek kah hissetmeden..................;

"EFRASIYABIN HIKAYELERI"nden

“Ne var ki Ölüm, ihtiyarin sözlerinden gocunmusa benziyordu. Bu nedenle olsa gerek, bekledigi izlenimi birakamayip hayalkirikligina ugramis gibi, sesi de az buçuk titredigi halde sunlari söyledi:
- ’Elbette anlatmanin zevki için! Ben seni niye düsüneyim? Hem böylesi daha dürüstçe. Alisik oldugun tarzi, üslubu ve kelimeleri kullanip seni etkilemek için anlatsaydim, bundan en basta ben zevk almazdim. Dolayisiyla bu, fahiselik gibi bisey olurdu. Basta dedigimiz gibi, anlattigin her hikaye için senin fazladan bir saat yasaman hariç, oynadigimiz bu oyunda ikimizin de en ufak bir menfaati bile yok. Amacimiz kazanmak olmayinca, ne senin ne de benim, basari ve kazanç pesinde kosmamiz anlamsiz. Yine de , hikayemizin güzel olmasini amaçliyoruz. Fakat bir muhabbet tellali gibi, güzelligi senin ayaklarinin dibine koyup ücretimi istemiyorum. Anladigim kadariyla sen de böyle yapiyorsun’
Bunun üzerine ihtiyar söyle dedi:
- ’Elbette bu en dogru yol. Hal böyleyken benim anlattigim dini hikayede beklediklerini neden bulamadigini anlayamadim. Sen yakasina yapistigin her insani korkak mi saniyorsun? Yoksa ölümsüz oldugun için korkusuzlugun yalnizca sana mi mahsus oldugunu düsünüyorsun? Benim dünyada tattigim en büyük lezzet, hayat degil, insanlik! Her zaman oldugu gibi simdi de, yasiyor olmanin degil, insan olmanin zevkini çikariyorum. Anlattigim her hikaye için bana bir saat süre verdigin için sana mütesekkirim. Fakat sunu iyi bil; ben bu süreyi yasamak yerine, hikaye anlatmak için kullaniyorum’
Ihtiyarin sözlerini sonuna kadar dinledikten sonra, Ölüm sunlari söyledi:
- ’Hayatini degil, insanligini isteseydim elbette korkardin. Ancak bu güzel hediye sana sonsuza kadar verildi. Onu senden geri almam mümkün görünmüyor. Bu bakimdan sen de benim gibi ölümsüzsün. Fakat birçok kisi için, insan olmanin zevkini ve keyfini çikarmak degil, hayati sürdürmek ve korumak daha önemli görünüyor. Ne pahasina olursa olsun yasamaya çalismakla, dogrusu çok büyük bir mutlulugu kaçiriyorlar. Aci ve ölüm korkulari onlari yönetiyor. Isin kötüsü, bu korkuya Tanri diyorlar. Oysa dünyayi korkuyla degil, bir insanin gözleriyle görselerdi, Tanri’yi görmüs olurlardi. Neyse! Korku bahsini de böylece kapattik. Son dini hikayemizi de anlatip bitirdik. Simdi daha insanca bir konuya ne dersin? Bu kez sen seç’
Ihtiyar bu soruya sanki hazirliksizmis gibi, ’öyleyse bu kez birer ask hikayesi anlatalim’ dedi....“
ihsan oktay anar