06 Aralık, 2005

"EFRASIYABIN HIKAYELERI"nden

“Ne var ki Ölüm, ihtiyarin sözlerinden gocunmusa benziyordu. Bu nedenle olsa gerek, bekledigi izlenimi birakamayip hayalkirikligina ugramis gibi, sesi de az buçuk titredigi halde sunlari söyledi:
- ’Elbette anlatmanin zevki için! Ben seni niye düsüneyim? Hem böylesi daha dürüstçe. Alisik oldugun tarzi, üslubu ve kelimeleri kullanip seni etkilemek için anlatsaydim, bundan en basta ben zevk almazdim. Dolayisiyla bu, fahiselik gibi bisey olurdu. Basta dedigimiz gibi, anlattigin her hikaye için senin fazladan bir saat yasaman hariç, oynadigimiz bu oyunda ikimizin de en ufak bir menfaati bile yok. Amacimiz kazanmak olmayinca, ne senin ne de benim, basari ve kazanç pesinde kosmamiz anlamsiz. Yine de , hikayemizin güzel olmasini amaçliyoruz. Fakat bir muhabbet tellali gibi, güzelligi senin ayaklarinin dibine koyup ücretimi istemiyorum. Anladigim kadariyla sen de böyle yapiyorsun’
Bunun üzerine ihtiyar söyle dedi:
- ’Elbette bu en dogru yol. Hal böyleyken benim anlattigim dini hikayede beklediklerini neden bulamadigini anlayamadim. Sen yakasina yapistigin her insani korkak mi saniyorsun? Yoksa ölümsüz oldugun için korkusuzlugun yalnizca sana mi mahsus oldugunu düsünüyorsun? Benim dünyada tattigim en büyük lezzet, hayat degil, insanlik! Her zaman oldugu gibi simdi de, yasiyor olmanin degil, insan olmanin zevkini çikariyorum. Anlattigim her hikaye için bana bir saat süre verdigin için sana mütesekkirim. Fakat sunu iyi bil; ben bu süreyi yasamak yerine, hikaye anlatmak için kullaniyorum’
Ihtiyarin sözlerini sonuna kadar dinledikten sonra, Ölüm sunlari söyledi:
- ’Hayatini degil, insanligini isteseydim elbette korkardin. Ancak bu güzel hediye sana sonsuza kadar verildi. Onu senden geri almam mümkün görünmüyor. Bu bakimdan sen de benim gibi ölümsüzsün. Fakat birçok kisi için, insan olmanin zevkini ve keyfini çikarmak degil, hayati sürdürmek ve korumak daha önemli görünüyor. Ne pahasina olursa olsun yasamaya çalismakla, dogrusu çok büyük bir mutlulugu kaçiriyorlar. Aci ve ölüm korkulari onlari yönetiyor. Isin kötüsü, bu korkuya Tanri diyorlar. Oysa dünyayi korkuyla degil, bir insanin gözleriyle görselerdi, Tanri’yi görmüs olurlardi. Neyse! Korku bahsini de böylece kapattik. Son dini hikayemizi de anlatip bitirdik. Simdi daha insanca bir konuya ne dersin? Bu kez sen seç’
Ihtiyar bu soruya sanki hazirliksizmis gibi, ’öyleyse bu kez birer ask hikayesi anlatalim’ dedi....“
ihsan oktay anar

1 yorum:

Duygu dedi ki...

Yeni kitabı çıktı bu süper insanın, Amat diye. Türkiye'ye gider gitmez ilk iş o kitabı alıp okiycam...

Çok seviyorum, hastasıyım.