01 Aralık, 2005

PARIS SOGUK VE DELILER VAR..

hava çok soguk..
gonul isleri baslikli yaziyi yazdiktan sonra basima gelenler: super yakisikli bi fransizla bi gecelik bi opusme macerasindan sonra(ah sidika nasi unutçam senin o buyuk lafini-sidika=2yil beni tedavi etmeye çalisan psikiyatristim- bak kizim barda tanistigin adamlar seni sisme kadindan 3 basamak yukarda, asik oluncak kadindan 10basamak asagida gorurler.. ah yuce insan..) asik oldugumu zannedip -ya da olmusumdur belki de- yaklasik 58 saat kahrolduktan sonra bi anda geçip gidiverdi, bu olayin o yaziyi yazdiktan sonra sirf "sen misin boyle yazan, aha bak simdi gostercem sana"demek için basima geldiginden hemen hemen eminim.. ayrica yine ayni gece, uzun uzun bana asilan, gittigim her yere arkamdan gelen ve butun gece ciddi bi çaba harcayan herife(o da fransizdi, o da yakisikliydi hatta otekine gore daha makuldu, yani o gece anlasilmayan bi nedenle çok fena sukse yapmistim:) yaptigim hayvanliksa beni bile sasirtcak cinstendi.. adama butun gece ayyy pislik erkek igrenç muhabbeti çektikten sonra hemen yanibasinda baska bi "erkek"le opusmem ve akabinde gelip suratinda cidden tiksinen bi ifadeyle bana iki laf soylemesine karsilik verdigim yanitsa daha da igrençti..
bunlar geçip gittikten sonra, kurstaki su ingiliz sandigim ama sonradan amerikan oldugunu ogrenecegim çocugun yakin ilgisine maruz aldim, yakin ilgi=derslerde surekli yanima oturmasi.. hiç muhabbet yoktu ama derken bigun, geçen hafta sanirim, yine yanimda otururken bi anda elimi tuttu:))) gulsem mi aglasam mi karisik bi tepkiyle elimi çekiverdim hemencik, ders bitince de kosar adim çiktim, ama bela geliyorum der, yakaladi beni, konusmaya basladik, niye burdasin fransada ne isin var muhabbeti tabii ki ilk siralardaydi ki soruma "kiz arkadasim burda, onun için geldim" yaniti verilince soyle bi durdum, seine nehrinin kenarindaydik, allahim dedim sunu bi bogsam, atsam olur(noktali) mu ki? sonra ben sukunetimi korudum, anlatti da anlatti, yol ayrimina gelince hadi bi kahve içelim dedi boktan fransizcasiyla, igrenç bi cafeye girdik.. ve bir saat boyunca araliksiz konustu bu bok! hayatindan, babasindan, senaryolarindan(zira kendisi de sinema okumustu-hatta konustugumuz ilk sey buydu sevgilisinden once, vay be demistim ne tesaduf, hemen ardindan da manderlay i izleyip izlemedigimi sormustu, kendisi bi trier hayraniydi, ohaydi..), kiz arkadasindan, kaygilarindan falan bahsetti, ama inanilmazdi bi saniye bile susmadi ve ben azimi bile açmadan oylece bakakaldim kendisine(gerçi azim saskinliktan biraz açikti).. anlamaya çalistim yine, bu zavalli adam ne istiyodu, amaci neydi.. boyle deliler neden hep beni buluyodu? eve gelene kadar guldum.. evdekilere anlattim olanlari gelince, kendi sinemasini yaptigina karar verdik, boyle bi deyim var burda.. neyse.. dun kendisini tekrar gormek durumunda kaldim kursta, baska bi kizin yanina oturdu, butun ders kiza asildi hatta elini tutmak için fisat kolladigini hissettim ama kiz bos bulunmadi benim gibi, çiçek ol pozisyonundaydi butun ders. çikista yine pesimden geldi, bu sefer kedilerden konustu, ben yari dinledim yari guldum, hihi hihi dedim haklisin, kediler..
boyle iste.. yani çok mu ariyorum bunlari bilmem ki.. ya da onlar mi beni ariyo.. neyse ki kendisine karsi bi hissiyat olayina girmemistim ve bu hikaye beni eglendirmekle kalmis oldu dengemi bozmaksizin..

burda, oturdugum semtte, colombes da inanilmaz deli var, sonunda bugun laetitia ya sordum ya niye bu kadar deli var burda diye, meger burda bi akil hastanesi varmis ve deliler çok deli olmadiklari için gunun belli saatlerinde saliniveriyolarmis ve ortaya çikan seyse bi dram, delilerin baskenti paris.. hakkaten ben hiç bi yerde bu kadar deli gormedim, eskisehirde de fena sayilmazdi deli sayisi ama bu kadar deildi..
hastane varmis! oysa ben ne hikayeler yazmistim colombes un delilerine.. iste herseyin boyle makul bi açiklamasi var dimi hayatta aslinda, biz sadece bu açiklamalari gormezden gelip hikayeler uydurmaya bayiliyoruz..

Hiç yorum yok: