İnsan delirir. Ben deil, kim olsa delirir.
YOKLAR: iş, arkadaş, para, berna, özgüven, sigara, omuz
VARLAR: fareler, yaşlı kadınlar, geçmiş
o kadar sıçmışım ki cümleleri toparlayamıcam diye madde madde yazıyım dedim o da olmadı, sırıttı her bi yanı.
Evet işte, iş bulup 5 gün çalışıp ayrıldım, benim türk kardeşlerimi öldürmeye silah alma maksatlı parayı bari dolaylı yoldan da olsa ben kazandırmayayım diye, hiç politik olmama ve de onca umarsızlığıma, ırktır millettir safsatalarına aldırmamama rağmen, sırf bişeye körü körüne inanan bu salak bulduğum takımlardan herhangi birine hizmet etmemek için. Güzel paraydı. 5 günde bana gösterdiler nası güzel olduğunu ama yemedim.
Binlercesi için büyük bi lüks olabilecek evde oturma eylemine karşılık, çok sıkıldım ben. Evdeyim. Ve bu evde fareler var (bir paris klasiğiyle karşı karşıyasınız şu anda), Paris kulesiyle kilisesiyle olduğu kadar sıçanları, fareleri, donsuz kadınlarıyla daha da ünlü bi şehirdir aslında.
Sonra kokmuş metroları, o metrolarda habire acıklı bakışlarla para isteyen tipleriyle bin basar türkiye raylı hatlarına. Paris de aynı İstanbul gibi yaşancak deil ama gezilcek bi şehirdir. Hepsi budur.
Bi de bi kadın çıktı son zamanlarda burada canıma okuyan. Sevdiceğimin babannesinin kız kardeşi. 75 yaşında ama bizimkilere benzemiyo, capcanlı, dimdik bi hatun kendisi. Ve bu insancık bi rahibe, yani aklınıza düşmez diye söyliyim (önemini bi sonraki cümlede anlıcaz) bekar, hiç sevgilisi olmamış, çocuğu mocuğu olmayan bi tipleme. Ama o tvdeki rahibeler gibi falan da deil ha, zıpır zıpır bi hatun. Yani tam rahibe bile deil aslında yandan yemişi. Ama hayatındaki onu o yapan herkes hemen hemen öldüğü için kafayı herkese takmış durumda iyilik yapçam ayağına.
Ve bu kişi haliyle beni çok seviyo, ve sevdiğinden fazla yoruyo. Beni hep görmek istiyo, görüşsek de asla tatmin olmuyo, hep sitem halinde. Günümün 6 saatini kendisiyle geçirsem de hep şikayetçi yeterince vakit ayırmıyorum diye kendisine. Görüştüğümüzde beni habire başka yaşlıların evine götürüyo, bana hiç sormuyo, bana iş arıyo, hadi amcana teşekkür et diyo, her gittiğim yerde aynı hikayeleri anlatmamı istiyo, kendimi habire habire ama kendi istediği gibi çevire çevire anlattırıyo. Anahtar veriyo aç diye kapıyı, açamayınca bağırıyo salak mısın gibisinden, bahçesinden çiçekler almamı istiyo, her gittiğimde iki torba bitkiyle dönmemi sağlıyo eve Yoann'ın "bu neeeeeeeeeeee" çığlıklarından haberdar olmasına rağmen.
Bambaşka hayatlara götürüyo beni, acayip kadınların evine. Evdeki hayvanlarıyla (50 kedi 20 köpek gibi bişi) ancak uğraşabildiğinden kendi öz oğlunu yetiştirme yurduna vermiş bi kadın, kendinden 15 yaş büyük kocasını evin üst katına hapsetmiş başka bi kadın, yok boğazı kanserden deline deline ölmüş bi adamın karısı.... korkunç hikayeler.. hayvan dolu evler ki ben hayvan mayvan sevmem kardeşim, bi de zaten alerjim var kediye hapşira hapşira mahvoluyorum aldığım ilaçlara rağmen.
Ve bu canavar kadın habire ana babasını anlatıyo bana, yetmez gibi dedesini ninesini, daha da ilerisini, iki yüz yıllık hikayeler.. yoruluyorum.. dinleyemiyorum.. Gitmesem de hergün arıyo beni bu kadın. Cevap vermesem bi daha bi daha arıyo. GEEEBEEEEEEEEEEER demek istiyorum artık yordu kaltak. Azarlıyo beni. Sorumluluklar yüklüyo. Acıyamıyorum bile.
Kolay değil : bembeyaz duvarları yüksek, akıl hastanesinden yeni çıkmış insanların servis yaptığı bi kantinde, 75 yaşında bi rahibe bozuntusu ve evinde 80 tane hayvanı olan 65 yaşında bi başka kadınla kendini buluvermek, bambaşka bi ülke bambaşka bi dilde.. bambaşka yemekler yemek sosa batıra batıra ve ekmekleri çantaya atmak sonrasında görülecek Govache (resto sonrası görülmeye gidilecek eşşeğin ismi) için.
Neyse..
Ben şu sıralar, bu yaşlı kadının telefon tacizleri dışında (gitmediğimde tabe), gününü bu fareli evde geçirmek durumunda olan bi insan olarak, ne bu farelerin varlığına, ne de insan zekasının bu iğrenç canlıyı yoketmek için nasıl gerekli çözümleri üretemediğine inanamamanın verdiği çaresizlikle ağlıyorum bol bol.
(evet her yolu denedim, elektonik faresavara kadar, hiçbişey savamadı onları, bi iki yapıştılar yapışkanlı tuzaklara şimdi onu da öğrendiler yanından geçiyolar).
Bense yaşlılardan, farelerden ve beni tüm bunlardan koruyabilecek olan sevdiceğimin iş alanı olan inşaatlardan nefret ediyorum!
6 yorum:
kiliseden de aldın bi kişi hayatına sahbazlıga devam,noolcak lan dilayın bu makus talihi,hep gündeminde bişeyler var ama buda güzel,fare giremedigi delige götüne balkabagı baglayıp dalarmıs,sende daldın parise o kadarda olsun yani rahibe yine iyi ,dua et günah cıkar iste fenamı:))
kubi sensen de ama ben sevmedim bu mesajı. hadi al gönlümü ayhy özledim şerefsiz
Dilaycim ya basina gelmeyen kalmadi harbiden :) insallah yeni bir is bulursun ya soyle yabanci mekanlarda mumkunse :) bende turklerde cok calistim insanin turk olduguna utanasi geliyor genelde onlarin yapip ettiklerini izlerken, yani ben boyle dusunuyordum, kolay gelsin canim, neyse sevgilin yaninda destek oluyordur sana :) cok optum, kendine cok iyi bakkk...
Dilay slm,
yorumları okuyor musun bilmiyorum ama ben neso, liseden, adını google'da arayınca buldum blogunu ve takip ediyorum, seni ve lisedeki günleri çok özledim,
sevgiler...
NESSSOOOOOOOOOooooooooooooo
okuyorum yorumları, yorum yazdığın yazıya cevap yazmıştım. Çok mutlu oldum izini tamamen kaybetmiştim ya bana bi mail atsana, profilime girince solda bi yerlerde mail adresim var, hadi çabuk. bak eylülde geliyorum türkiyeye görüşürüz belki. hangi şehirde olduğundan bile haberim yok ki.
Bi de yazmış deli liseden diye:) dur daha ölmedik:)
evet ya sorma Buket.. fena burdakiler.. çok sağol iyi dileklerin için.
Bu arada sen de iyice turist ömer olmuşsun:) Hadi bakalım düşün fotoğraflarını bekliyoruz, bu arada sen trye kesin dönüş mü yaptın?
Yorum Gönder