07 Ağustos, 2006

KAYIP GENÇLİK DEYİP GEÇME

Günlerdir ne kadar aşşşağılık bi insan olduğumu düşünüyorum (evet bu da aynen eşşşek gibi 3 ş ile yazılır). Düşündükçe daha da alçalıyorum. Şimdi « güler misin ağlar mısın » bölümüne geçiyorum izninizle :
Ben.. evet ben (o kadar çok ben dicem ki şaşırıp kalcaksınız).. gazete okumam. Çocukluğumdan beri okumam işte, ne biliyim sevmem. Büyük gelir, katlaması zor gelir, kokusunu sevmem, ellerimi kirletir, yazılar miniciktir ve hep sevimsiz şeylerden bahsedilir. Bu huyumun Fransada’da da değişmediği tahmin edilebilir. Ben, haberleri de pek izlemem, yani arada bi izlerim onda da genelde reha muhtarı falan tercih ederim yani. Sevmem kaza haberlerini, suratsız politikacı yalanlarını, zam haberlerini, içinde yasa kelimesi geçen cümleleri, ölümleri, özellikle de savaşları… Dünyadan nassı haberim olur peki ? Gene de sosyal bi insanımdır çünkü, arkadaşlarım falan vardır onlar anlatır, otobüste falan kulağıma çalınır birileri konuşurken, ya da evde haberleri izleyen biri varsa ve ben de tesadüfen aynı odadaysam öyle haberdar olurum az bişey olandan bitenden. Sonra okurum da kitap mitap..(ki son yıllarda romandan başka bişi de okumuyorum) bu yüzden savaşlardan yıllar sonra haberim olur ).
Yıllar sonra olmasa da, şu an olup bitenlerden 5-6 gün önce haberim oldu. Çünkü ben gazete burda da okumam (bu herhangi bi duruş deil sadece okuyamıyorum işte). Izleyeceğim film başlamadan 10 dakika önce tvyi açıp tesadüfen savaş görüntüleri, yaralı çocuklar falan görmem de bişey ifade etmedi, hemen değiştirdim kanalı.. ve şu an Yoann’dan başka kimse yok Paris’te tanıdığım, evdeyim, metroda bile duymadım olanı biteni, Yoann da işten eve gelip savaş konuşmadığı için benle, ben böylece kalakaldım... Bölüm sonu (güldünüz mü ağladınız mı bilemem).

Öğrendim de ne oldu? Hiç.. Ürkünç di mi ? Hiçbir şey hissetmedim ve işte o günden beri ne kadar aşşşağılık olduğumu düşünüyorum. Üzülmedim, kızmadım, neden olduğunu öğrenmek istemedim ya da ne zamana kadar süreceğini. Duyarsızlığım karşısında kanım dondu. Sonra aslında bayağıdır böyle olduğumu farkettim, bilinçli bi duyarsızlık ya da bi tepki de değil, sadece kendi hayatıma o kadar gömülmüş, dünyamı o kadar küçültmüşüm ki, benim dışımda olup biten hiçbir şey beni ilgilendirmez olmuş. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın olmuşum haberim olmadan. Burda 2 km ötede arabalar yanarken cayır cayır da umrumda değildi, benim bahçemde olmadığı sürece. Bana ve sevdiklerime dokunmadığı sürece, dünya batabilir ! New Orleans’daki kasırgayla ilgili, orda kasırga olduğu dışında hiçbişey bilmeyebilirdim eğer Duygu orda olmasaydı. Kanalı değiştirirdim. Böylece zencilerin uğradığı haksızlığı, Bush’un puştluğunu da bilmezdim. Üzülmedim mi bunları öğrendiğimde ? Hayır, o kadar da kalpsiz değilim, hatta ben pek de hassas bi insanım. Ota boka ağlarım ; kayıp balık nemo için ağlarım, sokakta bi çingene yaşı benden büyük olmasına rağmen ben daha iyi giyimliyim, okulluyum diye bana abla dediği diye ağlarım, 10 Kasım’larda da ağlarım, Afrika ‘daki yüksek gelirli insanların ayda 70euro kazandığını öğrendiğimde de ağlarım. Içim ezilir. Ben savaş filmi bile izleyemem, ağlarım, korku filmi de izlemem, korkarım, macera falan da olmaz, gerilirim.. O kadar da kötü bi insan değilim aslında ama sanırım hayatım kendime o kadar ağır geliyo ki, sırtıma kendi yüklediklerimi ağır ağır çekerken, durup da sağa sola bakçak mecalim bile yok. Hayır, benim derdim bana yeter de değil tam olarak, ya da « benim feci sorunlarım var, kimse beni anlamıyo » diyen ergen sesim de değil.. sadece zayıflık, güçlülük meselesi sanırım. Kendimi haklı çıkartmak için de değil.. belki de.. adı bencillikse, evet sanırım bencilim.

Bencil ve hassas olduğum kadar da aptalım aslında. Ben haksızlıklar karşısında salaklaşan bi insanım. O yüzden savaşları da hiç bi zaman anlayamadım. Aynen şu sakinlikle bu cümleyi 15 yaşımdan beri ediyo olmam başka bişeyle açıklanamaz sanırım : « iyi de herkesin ortalama 60-70 yıllık bi ömrü var, savaşıyosunuz da ne oluyo, hepimiz ölcez işte eninde sonunda, sınırlar niye var ki? Herkesin karnını da gözünü de doyurcak kadar şey de var dünyada. Yok torunlarının geleceği içinmiş, lan adam sen torunlarını düşüncek kadar hayırlı bişey olsan zaten insan öldürmeye kıyamazsın. Politikaymış.. o ne be amca, sıçarım politikana, git çiçek falan kokla ne biliyim, git bi işine işte » Evet demiştim, salağım ! Anlamıyorum çünkü. Insanların neden biraz daha toprak için ya da herhangi bişey için savaştıklarını, o dünya politikalarını falan küçük beynim almıyo benim. Herkes kendi işine baksa ya diyorum.. susuyorum.. anlamadığım besbelli. Yazdıklarımda bile çelişki var. Birileri bana haddimi bildirebilir her an.

Ben bunları niye anlatıyorum peki gelir ayak Türkiye’ye (şu anda valiz hazırlıyo olmam lazım) ? Orda, tek tek anlatıp herkese hissettiklerimi ,hatta ağlamak suretiyle de güçlendirip, alkol mezesi yapamaz mıydım bu duyarsızlık hikayemi? Hayır, beni tanımayanlar da bilsin istedim ne kadar aşşşağılık olduğumu. Bu şekilde vicdanımı rahatlatmak istiyorumdur belki, kendimi aklamak, acındırmak, ben sizden farklıyım demek (bak hepiniz üzülüyosunuz ben üzülmüyorum demek yoluyla:), teselli bulmak, yandaş bulmak, yapmacık yapmacık üzülenlerin gözüne sokmak.. Evet. hepsi olabilir bunların, ama hiçbiri olmayadabilir. Ama ben biliyorum ki (yine ben), ben kimseye yardım falan edemem. Körüm, sağırım. Kendime hayrım yok. Kötü, bencil ve salak olabilirim ama gerçekçiyim. Ben kurtaramam ordaki çocukları, onların da benim çocuğumu kurtaramayacağı gibi belki 10 yl sonra Türkiye’de patlayacak olan bi savaşta. Evet üzülürüm, eminim şu ana kadar tek bi kayıt bile görsem kahrolurdum ama görmedim. Görmemeyi de biraz kendim seçiyorum sanırım uzuuuun yıllardır. İmza toplamakla barış olmuyo, dünya kendi sikinin sevdasına dönüp duruyo (arkadan yükselen sesler: ama herkes senin gibi düşündüğü için zaten vıdıvıdı. Evet biliyorum, denize çöp atma hikayesi de böyle, ben yıllardır atmıyorum ama hala bok götürüyo istanbul sularını.) Ayrıca bak daha da aşşşağılık olayım: ben insanlık yararına hiçbişey yapmak da istemiyorum. Bi film yapmak istiyorum sadece, o da ne toplum adına, ne sanat adına, kafam rahatlasın az bişey hafifleyim diye.

Hiç bi bok yaptığım yok son günlerde, kendi kendimle boğuşup duruyorum, yoruldum, yazdım kurtuldum :)

..

10 yorum:

sinirkoyu dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
bin dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Duygu dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Duygu dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
bin dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
bi dilay dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Güray Onok dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
bi dilay dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Duygu dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
bi dilay dedi ki...

çok özür dilerim yorumlarını sildiğim herkesten, genellikle bu kadar "terbiyesiz" değilimdir aslında ne de son söz benim diyen biri ama yoruldum.. canım sıkıldı..