sınavdan çıktım, afedersiniz yarrah gibiydim. algılamaya çalıştım neler olup bittiğini, daha çok nelerin bittiğini.. bu sınav üniversiteye girmem için gerekli olan sınavdı ve anlaşıldığı üzere pek bi ihtimal bırakmıyodu bana. ne olcaktı? bişey olcağı yoktu, paşa paşa döncektim sevgili ülkeme, fikir korkunç gelmese de zorunda kalmak fikri beni benden aldı. ağlamadım. Gloria'yı aradım, evdeymiş, ona gittim bi bira bi de ona kola layt alıp. iki saat anlattım pariste ne çileler çektiğimi , aslında ne kadar da kötü insanlar olduğunu evdekilerin:) ohh iyi olmuştu işte döncektim anamın babamın yanına.. acınası bi halde çalışıyodu savunma mekanizmalarım.
eve geldim. saat 4te çocukları almam gerekiyodu okuldan, allahtan Laet aradı ben alcam çocukları dedi. sonra geldiler.. justine geldi hemen odama sınavın nası geçti diye, kötü dedim. sonra aşağı indim, Laet sordu nasıldı diye, anlatmaya başladım, sonra çocuklar araya girdi ve Laet beni unuttu:) bense boğazımda düğümlene düğümlene anlatmaya çalışıyodum (olayı daha da dramatize et dilay). odama çıktım ve kendimi yatağa atıp sarsıla sarsıla ağlamaya başladım:))
bir saat kadar sonra, ağlamaktan , asıl bütün gün ağlayamamaktan şişmiş olan kafamla (evet bariz kafam şişmişti:), Laet, iyi görünmüyosun neyin var dedi, inanamadım bunu dediğine ama direk tekrar ağlamaya başlamamak için kahve makinesine yöneldim ama kafamın gittikçe büyüdüğünü hissediyodum:) ayılırım uyanırım falan diye spontane bi tepkiydi kahve.. sonra Laet. "aa bak ama bu saatte kahve içiyosun ama yine uyuyamıcan gece"dedi. evet, dedi. kehvemden bi yudum aldım ve kalbim hızlı hızlı ama çok hızlı çarpmaya başladı. sonra suratımın aldığı şekli artık siz tahmin edin ki "eyvah" dedi kadın:) ve ben böğürerek evet evet böğürerek (adeta bile deil resmen böğürerek) odama koştum (köle izaura mı ne vardı ya hani bi dizi onun gibi aynı, eteklerim olsa onları da toplardım nitekim içimdem ama bu haksızlık diye haykırıyodum:)). tekrar ufak çaplı bi ağlama krizi derken Laet kapıda.. bu arada ilk defa ağladığım görüldü evde ve tabi bi panik ortamı yarattı. sonra iki konuştuk.. sana bunu söylemeyi düşünmüyodum şu sıra ama diye başladı, bi yönetmenle konuşmuş (gözlerim parladı birden iyi bişi sanıp), adam demiş ki sizin kız dönsün yurduna onun iş olmaz burda:)) burda teknik çoook ilerlemişmiş benim aldığım eğitim yetmezmiş (amca iyi de eğitimi siken kim), hem tr gibi gelişmekte olan bi ülkede şansım daha çokmuş, önce kendi ülkemde iyi bişi yapıp kendimi ispatlasaymışım sonra fransa yolları taştanmış.. da falanmış.. yok yok illa ki bi yolunu buluruz olmazsa evlat ediniriz seni diyen sevgili patronum (o an artık patronum olmuştu bi anneden ziyade) bana tr yollarını gösteriyodu, çok üzüldüm.. kahroldum hatta:) sonra ben biraz daha zırladım ve zorladım ama ben dönmek istemiyorum dönemem diye (bu da neyse çözemedik, ben burdaki bu memnuniyetsizliğime rağmen niye bu kadar inat ediyorum, ne var orda bok mu var, niye dönemiyo muşum yani, sanki 24 yıl orda yaşamadım..).. ben seneye bi ş bulcaktım dedim okulla birlikte, ev tutcaktım bişiler bişiler.. ev mev tutamazsın pariste dedi, biliyo musun ev kiralamak için ev kirasının 4katını kazanman gerekiyo yasal olarak, ki paris içindeki en ucuz oda (ev deil oda) 800eurodan başlıyo.. biliyodum.. ama onu o zaman düşüncektim, o boktan anda deil.. evet karşımda bi "kötü"duruyodu! hiç görünmediği kadar çirkin göründü gözüme, gerçekleri söylediği için..
sonra tekrar konuştuk, bana kötülük etmek istemediğini anladım ama o an oldu işte olan.. sonra benden jerome'dan alkolizmden falan bahsettik akşamın ilerleyen saatlerinde.. adam 20 senedir alkolik ve kadın kendini yıtmış yıllarca git tedavi ol diye ama jerome hastalığını kabul etmediği için hiçbişi yapmamışmış. ve benim gelmemle olmuş herşey, Laet hemen anlamış (bu hikaye de çok komik ha herkes birbirine ben hemen anladım diyo ama bi siktirip gitsinler ben burda ilk 8 gün içmedim:) ve sıçtık demiş bunlar artık içip içip saçmalarlar (ama kadının kabusunu anladım ben, yirmi yıldır alkolik bi koca derken başına bi de alakasız birini alıyosun falan filan, hakkaten çok korkutucu). ama beklenilenin tam tersini vermiş olay. jerome 20yıldan sonra alkolik olduğunu kabul edip tedaviye başladı ve bu benim sayemde olmuş, demelerine gerek yoktu ben biliyodum benim sayemde olduğunu:) ve hayatları değişti falan. çok garip aslında uzaktan bakınca. sen trden gel bi ailenin yanına alakasız ve hayatlarında BİŞEY değiştir, hayat ne garipti ve de güzeldi aslında, mesela Laet artık umudu kesmişti adamdan.. (bu arada jerome bi buçuk aydır yoktu iş gezisi nedeniyle ve 9unda geliyo, acaip özledim adamı)
neyse ertesi sabah sınavı unutmuş olarak uyandım.. ve şuan hiçbi şey düşünmüyorum bunla ilgili, düşünemem,plan yapamam çünkü hala okulun beni kabuletme şansı var, bunu bilmek içinse zamana ihtiyaç var.
not: iğrenç bi yazı oldu, sırf yazılmak için yazıldı, hakkaten günlüğe yazarmış gibi oldu, sadece ilerde hatırlamak için yazılan kaygısız yazı türü, günlük türü:)
eve geldim. saat 4te çocukları almam gerekiyodu okuldan, allahtan Laet aradı ben alcam çocukları dedi. sonra geldiler.. justine geldi hemen odama sınavın nası geçti diye, kötü dedim. sonra aşağı indim, Laet sordu nasıldı diye, anlatmaya başladım, sonra çocuklar araya girdi ve Laet beni unuttu:) bense boğazımda düğümlene düğümlene anlatmaya çalışıyodum (olayı daha da dramatize et dilay). odama çıktım ve kendimi yatağa atıp sarsıla sarsıla ağlamaya başladım:))
bir saat kadar sonra, ağlamaktan , asıl bütün gün ağlayamamaktan şişmiş olan kafamla (evet bariz kafam şişmişti:), Laet, iyi görünmüyosun neyin var dedi, inanamadım bunu dediğine ama direk tekrar ağlamaya başlamamak için kahve makinesine yöneldim ama kafamın gittikçe büyüdüğünü hissediyodum:) ayılırım uyanırım falan diye spontane bi tepkiydi kahve.. sonra Laet. "aa bak ama bu saatte kahve içiyosun ama yine uyuyamıcan gece"dedi. evet, dedi. kehvemden bi yudum aldım ve kalbim hızlı hızlı ama çok hızlı çarpmaya başladı. sonra suratımın aldığı şekli artık siz tahmin edin ki "eyvah" dedi kadın:) ve ben böğürerek evet evet böğürerek (adeta bile deil resmen böğürerek) odama koştum (köle izaura mı ne vardı ya hani bi dizi onun gibi aynı, eteklerim olsa onları da toplardım nitekim içimdem ama bu haksızlık diye haykırıyodum:)). tekrar ufak çaplı bi ağlama krizi derken Laet kapıda.. bu arada ilk defa ağladığım görüldü evde ve tabi bi panik ortamı yarattı. sonra iki konuştuk.. sana bunu söylemeyi düşünmüyodum şu sıra ama diye başladı, bi yönetmenle konuşmuş (gözlerim parladı birden iyi bişi sanıp), adam demiş ki sizin kız dönsün yurduna onun iş olmaz burda:)) burda teknik çoook ilerlemişmiş benim aldığım eğitim yetmezmiş (amca iyi de eğitimi siken kim), hem tr gibi gelişmekte olan bi ülkede şansım daha çokmuş, önce kendi ülkemde iyi bişi yapıp kendimi ispatlasaymışım sonra fransa yolları taştanmış.. da falanmış.. yok yok illa ki bi yolunu buluruz olmazsa evlat ediniriz seni diyen sevgili patronum (o an artık patronum olmuştu bi anneden ziyade) bana tr yollarını gösteriyodu, çok üzüldüm.. kahroldum hatta:) sonra ben biraz daha zırladım ve zorladım ama ben dönmek istemiyorum dönemem diye (bu da neyse çözemedik, ben burdaki bu memnuniyetsizliğime rağmen niye bu kadar inat ediyorum, ne var orda bok mu var, niye dönemiyo muşum yani, sanki 24 yıl orda yaşamadım..).. ben seneye bi ş bulcaktım dedim okulla birlikte, ev tutcaktım bişiler bişiler.. ev mev tutamazsın pariste dedi, biliyo musun ev kiralamak için ev kirasının 4katını kazanman gerekiyo yasal olarak, ki paris içindeki en ucuz oda (ev deil oda) 800eurodan başlıyo.. biliyodum.. ama onu o zaman düşüncektim, o boktan anda deil.. evet karşımda bi "kötü"duruyodu! hiç görünmediği kadar çirkin göründü gözüme, gerçekleri söylediği için..
sonra tekrar konuştuk, bana kötülük etmek istemediğini anladım ama o an oldu işte olan.. sonra benden jerome'dan alkolizmden falan bahsettik akşamın ilerleyen saatlerinde.. adam 20 senedir alkolik ve kadın kendini yıtmış yıllarca git tedavi ol diye ama jerome hastalığını kabul etmediği için hiçbişi yapmamışmış. ve benim gelmemle olmuş herşey, Laet hemen anlamış (bu hikaye de çok komik ha herkes birbirine ben hemen anladım diyo ama bi siktirip gitsinler ben burda ilk 8 gün içmedim:) ve sıçtık demiş bunlar artık içip içip saçmalarlar (ama kadının kabusunu anladım ben, yirmi yıldır alkolik bi koca derken başına bi de alakasız birini alıyosun falan filan, hakkaten çok korkutucu). ama beklenilenin tam tersini vermiş olay. jerome 20yıldan sonra alkolik olduğunu kabul edip tedaviye başladı ve bu benim sayemde olmuş, demelerine gerek yoktu ben biliyodum benim sayemde olduğunu:) ve hayatları değişti falan. çok garip aslında uzaktan bakınca. sen trden gel bi ailenin yanına alakasız ve hayatlarında BİŞEY değiştir, hayat ne garipti ve de güzeldi aslında, mesela Laet artık umudu kesmişti adamdan.. (bu arada jerome bi buçuk aydır yoktu iş gezisi nedeniyle ve 9unda geliyo, acaip özledim adamı)
neyse ertesi sabah sınavı unutmuş olarak uyandım.. ve şuan hiçbi şey düşünmüyorum bunla ilgili, düşünemem,plan yapamam çünkü hala okulun beni kabuletme şansı var, bunu bilmek içinse zamana ihtiyaç var.
not: iğrenç bi yazı oldu, sırf yazılmak için yazıldı, hakkaten günlüğe yazarmış gibi oldu, sadece ilerde hatırlamak için yazılan kaygısız yazı türü, günlük türü:)
7 yorum:
okudum yazdıklarını :)
dönmen için erken, henüz pes etmek için de erken. hem burda kalanlar çok iyi durumlarda da sayılmazlar. biliyorsun işte tr de doğduk maalesef:)
evet pes etmek için erken. daha ilk denemende hemde. seni ilk başvuruşunda hemen okula almıcak olmaları ihtimali yüksekti ne de olsa sen yabancıydın öteki dünyadandın,yenigelişmekte olan bir yerden geliyordun hem teknolojiside düşük bir yerden :) ama hayır denemen gereken başka şanslarında olmalı hala. yılmak yok dilay hanım. bak ben döndüm ama gene gitmeyi düşünüyorum yaza. ve eminim bu sefer gidersem bir daha dönüşü olmucak bunun,ımm bayramlar seyranlar için gelinen tatil ziyaretleri dışında. kendimi orda denedim geldim burda denedim ama olmuyor dilay burda olmuyor. bildiğin gibi diil yani. feci buralar hem yeni bir darbe ya da çember sakallıların gazabına uğramadan kaçıp kurtulmak lazım buralarda :) durumlar feci yani.
işin özü dönme.
ha bide, edebi metinler yazıyomuş gibi kasma kendini bırak aksın cümlelerin geldikleri gibi :p öle işte..
öperim
öncelikle silinen mesaj bana ait deil, yani ben silmedim mesajı yazarı silmiş ki hiç bi kötü niyet yok iki kere aynısını yolladığı için silmiş yani bi hinlik yok ortamda (soru üzerine cevap).
bird hanım, size gelince; evet orda olmuyo. burda da olmuyo ama. naapças o zaman? yani artık şans mıdır talihsizlik midir bilemicem ama ben 3 ay fransa sonra 4 ay türkiye, sonrasında tekrar bi 6aydır fransa yapmakta olan bi insanım. evet paristeyim üstelik, fransanın en olunası yerinde ve de dünyanın en güsel şehirlerinden birinde. ama olmayınca olmuyo. anlamadınız sanırım vak-a yı:) olay benim yılmam deildir kesinlikle, ben elimden geleni yaptım. okula başvurdum burda ama sınav mınav dediler:) sınava da girdim hatta çalıştım da ama olmuyo sinem hanımcım, olmuyo.. yani ben sınavda başarılı olamadım, fransızcam burda okumaya yeterli deilmiş (tabi hala okul beni kabuledebilir o ayrı ama komik bi ihtimal) ama dediğim gibi ben burda 5 yıldır yaşıyo olsaydım da o sınavı asla geçemezdim..(sınavı geçip üniversiteye girsem noolur sanki, bunun sonu nereye varır ise apayrı bi konu)
işte bu yüzden dönmekten korkuyorum, bird hanımcım vesilesiyle bilmem anlatabildim mi? aynı şeyleri duycam hep: dilay ne çabuk yıldın. bak hiç mücadele etmedin aşklolsun.. benim burda ne çektiğimi bi ben bilirim bi de aynı boku çekenler bilir. (ayy ne biçiim, ne bunalım falan demeyin cidden bozuşuruz)
haa isterseniz evet bi 6 ay daha kalabilirim kontratım bittikten sonra. yani au pairlik olayı 18ay maksimum, seneye nisana kadar kalabilirim eğer ki fazla para vermemek için çocuklarını elaleme teslim eden avrupalı aileler üzerine master yapmak istersem. bu au pairlik olayı tamamen götten bişi, kültür alışverişi adı altında doğudan gelmiş gencecik saf insanları tamamen sömürme, hatta emme sistemi(ben bunlara dahil deilim ne genceciğim ne bişi ama sistem bu, istediğin kadar iyisine düş amaç bir; sömürebildiğimiz kadar sömürelim! göz göre göre de ayıp oluyo ama)
sinemcim lafım sana deil. sinirliyim. sıkıldım.
selam canim,
okuyunca yorum yazmadan edemedim, bende ingiltere'de 1 yil aupairlik yaptim ilk geldigimde, ne dedigini cok iyi anliyorum, hani biz geri kalmis ulkeyiz ya bunlarin kafasinda hatta bizi hala carsaf giyiyor zannediyor bu avrupa milleti (cok gicigimm cok bu konuda) sanki Turkiye ye tatile giden onlar degil, onlar yazlik yerdekilerde yasayanlarin hepsini turist saniyor zannimca :)
bizler gibi okumuz kulturlu insanlari hizmetci modunda kullanaya somurmeyede bayiliyorlar.
ben 4,5 yillik ingiltere macerami tamamlamis bulunuyorum, cuma gunu ulkeme kesin donus yapiyorum, vatana millete hayirli olsunnn :)))
sen elinden geleni yap, olmazsa zaten doneceksin, insanin bir noktadan sonra elinden gelen birsey olmuyor bunuda cok iyi biliyorum, ama kendine "ben elimden geleni yaptim" demek icin, keske sunuda yapsaydim diye pisman olmamak icin elinden geleni ardina koyma derim, valla 4,5 yil ugrastim olmuyor abi,bu ingiliz milleti cok gicikkk cokkkkk, tr de gordugumun ustune atlayip dovebilirim :) neyse ben mutlu, huzurlu, hicbirseyden pisman olmadan donyorummm ulkeme... ben elimden geleni yaptim ONLARIN KAYBI :))))
bugun ilk defa okudum bunda sonra takip edecegim blogunu, kendine cok iyi bak....
ahh mahvettiniz beni sayın ancelique. şu cümle beynimde dönüp duruyo "valla 4,5 yil ugrastim olmuyor abi". korktum valla. zaten korkuyodum iyice bittim. ben kaybedilen zamandan çok korkarım o açıdan. yaşadığım herşeyi de kayıp zaman olarak yaşıyo olmaktan korkup hiçbi şey yaşayamamam da bundan kaynaklanır.
bize davranışlarına gelince, ben burda çok feci bi aşağılanma durumunda deilim türklüğümden ötürü ama sistemi anladım. au pairlik sisteminin mantığını yani. bu ülkelerin gelişebilmesi için (ve gelişmiş olması nedeniyle neden- sonuç-neden ilişkisi), insanların evde oturup bebek bakmaması lazım, o bebeklere az gelişmiş ve bu gidişle hiç gelişemicek olan ülkelerin,genç henüz sabrı tükenmemiş kızlarının bakması lazım. bu kızların yaşı yirmiyi falan geçmesin ki dili uzamasın hatta, geçenlerde evdekilerle bi tartışmamda resmen dile geldi mesela bu. tabii dedi 25 yaşındasın, kaldıramıyosun bazı şeyleri. bak bak nası da anlayışlı:))
neyse, üzülsem mi sevinsem mi dönüşünüze bilemedim ama içime küt diye oturdu. ben yeni başlangıçlardan da çok korkarım.
bi de şeye koptum "bu ingiliz milleti cok gicikkk cokkkkk, tr de gordugumun ustune atlayip dovebilirim :)" ilahi, nassı sinirlenmişseniz artık daha basit bi şekilde anlatılamazdı:))
bloguma ilginize teşekkürler.. iyi şanslar bizim hödüklerle:)
selam,turkce klavye ve ben tabıkı yalan yanlıs yazıyorum, kusurma bakma lutfen, su anda ıstanbuldayım, ancak okuyabıldım bana yazdıgını, guzelcım hıcbırseyı ama hıcbırseyı zaman kaybı olarak gorme hayatında, tecrube oldu deyıp gec, yasadıgın herseyden bırseyler ogrenıyorsun su hayatta bence, ıyıde olsa kotude olsa, bıde yabancı ulkelerde kazanılan tecrubeler ınsanın karakterını guclendırıyor, kısılıgıın oturmasın ayrdımcı oluyor, cunku her sorunu kendı basına cozmen gerekıyor, anne baba yardımm dıyemıyorsun, sana bol sanlsr canım, banada gercekten ıyı sanslar bu hoduklerle :) garıp bır sekılde mıllet yabancı ulkeden geldıgımı anlıyor:) aılem senı kazıklayacaklar saf saf bakınma dıyıp duruyor:) 2,5 yıldır tr ye gelmemıstım saf saf bakmayayımda napayım, paralar bıle degısmıs yenı bır ulke parasın alısıyorum sankı, gıyım tarzım buran farklı olmus annem dıkkat cekıyorsun dıye tutturuyor falan, alısma donemı gecırıyorum bakalım, herseyın hayırlısı....
yaa hayallah ya bak feci oldum yine ancelique. demek oralara gidince de bi acaip oluyo burda çektiğin yabancılık yetmiyo gibi..
haklısın tabe vakit kaybı falan deil aslında ama ne biliyim ya bende bi de yaşlanma kompleksi var.. çok zor ya çok zor..
ben senin bloga baktım bu arada ama pek bişi yazmamıştın. ben senin haberlerini bekliyorum merakla. ya bloguna yaz ya da buraya:)
tekrar teşekkürler ilgin için.
Yorum Gönder