30 Ekim, 2005

PARTY TIME!!!

Ben döndüm tatilden ama şimdiden tatil fotolarımı falan sergileyip sinir bozmıcam:) bi de tatilden de ötesi var anlatmak istediğim..
Burda bi kızla tanışmıştım daha doğrusu zorla tanıştırılmıştım bir ay kadar falan önce(kimseyi tanımamamdan ötürü ailenin ciddi kaygıları olduğu dönemde), Jerome’un bi akrabası(jerome işte, evin babası) Camille diye bi hatun, telefonla zorla aratıp buluşturmuşlardı bizi ve hatun sevgilisiyle gelmişti falan ama kafa bi kızdı iyi geçmişti, ama ben bi daha aramadım tabii ki de bi yabani olarak. Neyse işte o aradı geçenlerde evde bi parti veriyomuş beni de davet etti, şaşırdım tabi bi kere gördüğüm, üstelik fransız olan birinin bu yakınlığı karşısında.. parti tatilde olduğum döneme denk geliyodu neyse ki derken bunu duyan Laetitia ve jerome bu incelik karşısında mutlaka partiye gitmem gerektiği kararını alıp erken dönüşüme karar verdiler.. uzun bi bilet arama macerasından sonra cumartesi akşam sekizde burda olcak şekilde bi bilet bulundu(parti dokuzdaydı). Gecikmeli de olsa partiye katılcaktım, Camille arandı adresler falan alındı, bu arada küçük bi ayrıntı vardı adresi bana verirken sokak ismiyle apartman nosu arasına sıkıştırılan, bu bi halloween kutlamasıydı, cadı olmalıydım falan işte.. hah dedim tam benlik! Onca tanımadığım insanın arasına üstelik gecikmeli olarak gidip bi de maymunluk yapçaktım, gerçekten oldu gözlerim doldu haykırışı patlayıverdi içimde.. ama Saint Tropez den gerekli malzemeler alındı falan.. cadı olcaktım.. tüm ihtiyacım olan buydu zaten!!
Herşeye rağmen dün gece ordaydım işte, anlatmak istediğim mevzu da bu(peki bu nassı bi türkçe sorarım size?); bu, aslında bi taşınma kutlamasıydı onlar için ama benim için insan içine çıkışımın kutlamasıydı, ben aslında kendimi kutluyodum bu insan içine isteksiz de olsa çıkışımdan ötürü..
On gibi ordaydım bi yarım cadı olarak, herkes sevecendi, fazla ürkütmediler beni(tabii bu beni hemen yine derin düşüncelere itti, şuna bak’dı elalemin gavurları benle daha çok ilgileniyolardı-zira burdaki şu türk kız daha bi kere bile aramamıştı bikaç kez bürosuna gittiğim halde- allah belasını versindi bu türklerin, ne biçim insanlardık biz bööle, evet evet ordan kaçmakla iyi etmiştim falan diye devam eden bi söylenme silsilesi..), ben hemen alkole saldırdım tabii doğal bi tepki olarak.. ve gece başladı..
Payıma ilk önce bilin bakalım kim düştü, bi çocuk beni nası kesiyo nası kesiyo ama belli deil ve nası feminen o hiç belli deil, tabii ki bir gay oğlancık! Allaam yaa dedim nedir bu, anlamadım ki niye bakıyo zırıl zırıl gay işte(bu arada gelip yanıma oturmalar, sonbet çabaları, bi ilgi bi ilgi), bi de gizli falan deil yani götü başı ayrı oynayan cinsinden.. neden acaba diye ciddi ciddi düşündüm acaba alnımda bi yakınımın gay olduğu falan mı yazıyodu ya da neydi nedendi ama son maceralarından ders almış uslu bi kız olarak hemen yanından uzaklaştım..
İkinci olarak şansıma gecenin şişkosu düştü, hemmen uzaklaştım ordan acaba iyi bi insan olabilir mi diye bile düşünmeden.. iyi olabilirdi ama şişkoydu ve ben bu konuda yine geçmiş tecrübelerimden dolayı takıntılıydım, iğrençtim. Bu arada ben nasıldım filintamıydım, tabii ki de deildim ama burda bayaa zayıfladım denebilir, yıllardır görmediğim ilginç insan uzuvları keşfetmekteyim vücudumda, mesela benim bi belim varmış, sonra kemiklerim falan:) pantolonlarımın içinde takla atmasam da düğmelerini kullanmadan çıkarabiliyo olmak ciddi bi zayıflama belirtisi benim için, neyse işte bunun da verdiği şımarıklıkla hemen başka bi yere oturdum..
bikaç saçmasapan insandan daha kaçtıktan sonra oturduğum yerden çeşitli triplere girmeye başladım; bi kız vardı aynı evrendi, deliydi, bütün gece kendi kendine abuk sabuk dansedip eğlendi(bu arada ortamda shakira falan eşliğinde danseden bi grup kız vardı), şu kızla oğlan aynı mehmetle ben gibiydiler, danseden çocuk onura benziyodu(tokgöz olan onura, bernacığımın sevgili erine yani) ahh berna.. armağan nerdeydi nie yoktu, abim de olsaydı şu oğlancıkla nasıl eğlenirdi, istanbuldu ayşegüldü, ahmetti, eskişehirdi sinemdi tuğçem napıyodu, duygu da okyanus aşırıydı,ya kubim napıyodu, seçkin olsaydı yarın bana çorba da yapardı masaj da(başım kesin ağrıcaktı), ati olsa şunu kesin beğenirdi ama yoktu böhü böhee şeklinde kendimden geçmeye başlamıştım ki olan oldu ve o şarkı başladı, zaten dağılmak üzere olan beni bitiren şarkı: love me two times(doors).. ve dansetmek için ayağa kalkan Camille ve sevgilisi, gözümün önünde ersunla benim bu şarkıda danseden halimiz vardı, bizim şarkımızdı ya.. ne çok insanla ne çok bizim şarkımız vardı.. neyse işte o sırada suratım öyle bi şekil almış olcak ki biri yanıma gelip iyi misin diye sordu, şarkı dedim, kötü anılar.. ve çocuğun şarkı dilaya kötü şeyler hatırlatıyomuş kapatın diye bağırmasıyla kendime geldim, şarkıyı değiştirdiler.. suratımın nası bi şekil almış olabileceğiyle ilgili fikirler yürütüp biraz eğlenmeyi denedim.. sonra ortam iyice kalabalıklaştı ve kalabalıklaştıkça malesef şairlerin de dediği gibi ben iyice yalnızlaştım.. bi ara kendime “yok olmuyo ben beceremicem bu yeni hayat kurma meslesini, en iyisi döniyim ben yine eski bildik hayatıma ve sevdiklerimin benden bu kadar uzak olmadığı yere, ülkeme”dedim, ciddiydim.. ama bunu düşündükten beş dakika sonra biriyle konuşurken, ee niye burdasın ne yapmak için geldin fransaya sorusuna bitti çünkü orası, türkiye benim için bitti, orda yaşamak istemiyorum daha fazla, dönmicem derken buldum kendimi, ve gece boyunca bu soruyu en az on beş kişi sordu ve hepsine de nası becerdiysem farklı cevaplar vermeyi başardım, yalan söylemek değildi amacım ama sanırım gerçekten bi çırpıda ağızdan çıkıcak, bi tane ve somut bi nedeni yok bu sorunun.. sanırım ben hala bilmiyorum neden burda olduğumu, tek bildiğim orda olmak istemediğim, niye? Neyse.. gecenin tartışma konusuysa benim nerden geldiğime dairdi, bi grup asya(çin ve dolayları) diye diretirken daha büyük bi çoğunluk latin amerikalı veya ispanyol olduğumda diretti ve türk olduğumu her söylediğimde(bu geldiğimden beri böyle) hep aynı tepki “c’est pas vrai!” yani hadi canım gibi bişi.. ve mevzu hemen avrupa birliğine bağlanıyo, zira şu sıra yine acaip gündemde türkiye ve çok garip bişi burdan türkiyeyi izlemek haberlerde.. halk arasında izlemek de çok garip, mesela bi çoğu türkleri arap zannediyo ve bizim arapça konuşmadığımıza ve latin alfabesi kullandığımıza pek şaşırıyolar..
neyse işte gece bu şekilde geçti, vukuatsız sayılabilir.. bizim partilerden pek bi farkı yoktu adına parti denmesi, co’nun bi olay haline gelmeden sessizce aramızda dolaşması(ben yakınından bile geçmedim o ayrı), shakira eşliğinde dansedilmesi, gece sonunda kusan sıçan sızan birilerinin olmaması ve komşuların o yüksek sese rağmen yukarı çıkmaması dışında..

gecenin sonunda bi grup fransızla oturup, onlar fransız olduğu için orda özgürce yaşayabiliyoken ben trde doğdum diye, onlar gibi orda öylece oturabilmek için harcadığım çabaları anlatıyodum, olcak artık o kadar içkiden sonra:) ama o zavallılar da beni şaşkınlıkla dinleyip acımakla hak vermek arasında gidip geliyolardı ve kahrolsun bu adaletsiz dünya şeklinde serzenişlerden sonra sabaha karşı yattık..
Yalnız yattım. Biriyle yatabilirdim, imkanım vardı. Hatta istedim biriyle uyumak ama biriyle uyanma fikri korkunç geldi.. sabah erkenden kaçtım kimse uyanmadan ve bütün gün yemek yedim:) midem ağrıyo:(

Hiç yorum yok: