yarin yine erken kalkmak lazim, ise gitmek lazim. "istanbula gitmek -ya da donmek- lazim raki balik lazim"dan epey çok motivasyon gerektiriyo tabi. sabah 10 oglen 3, sonra haydi bi daha aksam 7 gece 12.. yoruluyorum.. guzel tartlar, kekler falan yapiyorum. kizartma kokuyorum gunun sonunda. tavuklarin (olu ama burda kafasiyla geliyolar bazen) kafasini kesiyorum ya da guvecinlerin.. bazen boynunu çektigindeki his çok garip oluyo çikan sesle beraber.. Istakozlarin (canli) kiçindan agzina kocaman bi çubuk sokuyorum, kaynar suya atildiginda kuyrugunu kivirmasin diye. çok korkunç o is, hiç sevmiyorum. ve de ben atmiyorum onlari kaynar suyun içine ama sadece o çubuk bile...
Ama seviyorum hamurla mincik mincik oynamayi, sonra gupguzel sebzelerimi, koklamayi onlari, dokunmayi.. balik kokusunu ne kadar sevmesem de elime eldiveni geçirdigimde seviyorum dokularini.. baharatlar var sonra.. sonra bi kuzu bacagini alip sinirlerini almayi, yaglarindan arindirmayi, onun dokusunu da seviyorum. kizgin yaga atilmis patlican, kabak kokularini da çok seviyorum.. hele ki sarimsak (yok yok sarmisak:), sogan dogramayi.. domates var sonra..
sonra un, sut, seker ve yumurtayla yapilan milyonlarca tatli var. hepsi ayni malzemelerle yapiliyo ama hepsinin tadi, sekli baska. ayni dort malzemeyle yuzlerce degisik tatli yapliyo, insan hayran kaliyo. tatli matli sevmesem de sonucu seviyorum. disi pismis içi akan çikolatali kekler yapabiliyorum artik. çok kolay degil ama çok kolay aslinda:)
yarin ise gitmem lazim, is bile degil iste staj.. ama olsun gitmem lazim. Hiç hosuma gitmese de tatlicisiyim restoranin, tatlilari ben yapip ben gonderiyorum musteriye. Bazen gelip chef'e çoooook guzel olmus diolar, hosuma gidiyo ben yaptim diye:)