25 Nisan, 2006

Döndüm işte ben. Sanal aleme soğumuş gibiyim. Elim gitmedi pek bilgisayara (şimdi gitti ama). İstanbul mu daha güzel yoksa Paris mi diye düşünüp durmaktayım (allah başka dert vermesin). Bi de yeni tribim şu (dinle bak Yasemin:) ;yaw ne güsel bissürü insan seviyomuş beni, bahar da geldi, çiçekler böcekler (aslında bu konuda çok iyimser olamıcam tam alerji mevsimim) heyoooo:)) ne güsel, çocukların hastasıyım heyooo:) ne güsel horluyo sevgilim heyooooo:)
Görüldüğü üzere yine bi manik fazda saçmalamaktayım. Ben seviyorum ilaçları ve insanları ama en çok şarabı;) yok yok sarhoş deilim.

Çok yorulmuşum Türkiye'de. Biraz kaprisli ve aşık ve de saçmasapan olsam da sevgili arkadaşlarım idare ettiler beni (çünkü çok seviyolar beni çünkü ben harikayım:). Çok güzeldi.. Ahh be istanbul.. ve de onlar işte.. Armağanım Ahmedim Fatilim (yasemin blogu zaten sana yazdığım için seni saymıyorum:).. çok güseldi yahu, yazarken bi durakladım dalıp gittim.. (yok yok benden bişi çıkmıcak bu akşam)

Gelir gelmez de adapte olmadım mı buraya? Oldum sike sike. Hemen bi fransız suareye maruz kaldım. Taktım yiğidimi koluma gittim Camille'in doomgününe.
Çok özlemişim keratayı ama yakında terketme planları yapçak kadar da psikopatım:)) hay allah iyiliğimi versin iki dakka rahat duramıyım zaten götümün üstünde bi rahat batsın bi entrika bi acı olsundu hayatımda:) çok komiğim ben var ya:)))

13 Nisan, 2006

GRİ ANKARA GÜNLERİ

Geldiğimden beri hastayım, olmaz ki! neyse..
Nası geçiyor Ankara günleri?
Kızılay meydanı, SSK, simit ayran, kokoreç, parkta Seçkin'le içilen biralar, SSK'daki bi barda eski 45lik gecesindeki zıp ve hoplar, Emek, anne-baba-huzur, Kubi'nin dizleri-huzur (diğer verdikleri huzurdan çok kafa yapıyo:), alışveriş telaşı, Başkent hastanesi, Ayrancı pazarı, Kadriye teyzemin tarhana çorbası, dolmuş muhabbetleri, tv önünde elinde çekirdek battaniye dolması olmuş ben (anne bi su verir misin ya allaasen kalkamıyom: şımarıklığın tavana vurduğu anlar)..
Daha abimi bile göremedim. Ayrıca geldiğimden beri iki kişi öldü ve halam da ameliyat oldu hastanede yatıyo:) ben de yine bi hastanelerde, üstelik kadın doomcularda bütün ultrasound aletlerini deniyorum 2000 wattlık ışık altında:) neyse..
Fransa'dan haberler kötü (aslında cpe muhabbetiyle ilgili süper, adamlar protesto etti ve bi işe yaradı abi, istediklerini aldılar, böyle şeyler işte sanırım sadece öyle ülkelerde ve ben orda deilken oluyo:).. Yoann'cım "bi yoann"lığını göstererek ehliyeti kaptırdı:( sen iç şişe şişe viskileri, bin arabaya, polisler durdursun, atsınlar içeri ertesi gün öğlene kadar... kıyamam.. artık ehliyet yok, araba yok, gece üçte gelip beni almalar yok, havaalanındaki karşılama sahnesi artık bi hayal, zaten zor olan hayatımız artık daha da zor.
Herşeyde bi hayır vardır kısmına gelince: Biz ölmicez:)

11 Nisan, 2006

TÜRKİYE'DEYİM

Sanki mecburum amına koyyim yazmaya.. haa çok sarhoşum ha biraz az...ben yine sevgi doluyum.. ben yine doluyum.. ister mon amour ister la haine.. evet sarhoşum:)))
seni seviyorum düygüm...

evet sıyrıl hayalgücünden.... her yerde aşk.. her yerde.. sonbahar.. güneşler, baharlar ne oluRsa olsun. sonbahar deil biz ilkbahardayız.. ve çiçekler var ve dahi böcekler..sevmeliyiz hayatı.. evet evet sevmeliyiz:)
Hay allah yahu..

06 Nisan, 2006

EYVAH EYVAH

Burada yazılanların hepsi hayal ürünüdür. Gerçekle hiçbir alakası yoktur. Ayrıca içki kötülüklerin anasıdır dedim de kimse inanmadı. Ne gerek var di mi böööle saçılıp dökülmeye.. ama dedim ya hepsi hayal ürünü:)
Ben Türkiye'ye gidiyorum artıkın iki haftalığına.

Giderken;

parasızım..
aşığım..
kaygılıyım..
özlem doluyum..
heyecanlıyım..
korkuyorum uçaktan..
hazır deilim..
çocuklar huzursuz..
aile huzursuz..
sevgilim huzursuz..
ben bi garibim bütün bu huzursuzluklar karşısında.
hadi bakalım ben gidiyorum yine:)
nası seviyorum bu gitmeleri... (fonda ışın karaca: giderim alışığım gitmelere, bu can ne direndi bitmelere, giderim alışığım gitmelere, gerek yok isyan etmelere.. beynimin içinde ötüyo hatun kare ağzı ve koca bedeniyle:)

yaa işte bu duruma da geldim.. hele ki bi de zeki mürenle tam olcam.. rakı..

bi de kokoreç yicem gelir gelmez.
bi de tuzlama..

hadi artık bi geliyim ben. bıktım şarap peynirden ve yalnız tüketilen şişe şişe viskiden. rakı ve acılı ezmenin suyuna ekmek banmak ister bu bünye:)

04 Nisan, 2006

Bİ BAR

bi bardan bahsetmiştim.. bilmem bahsetmiş miydim.. hep gittiğim bi bar.. olur ya ailemizin barlarından işte.. adı da tam öyle: bar des familles, ailelerin barı:)

işte o bar var ya, bastille'de.. oraya gitmeyin. almaz zaten gitseniz de. garip bi bar. zili var. kapıyı açmama ihtimali çok yüksek. benim nası oraya dahil olduğumun da saçma sapan bi hikayesi var ama 'yoann'la orda tanıştım. bar sahibi beni nası içeri aldı, nası 'o'nla tanıştırdı hepsi başka hikaye.. ama şuanki durum şu ki bar sahibi bana aşık oldu.. beni bardan kovmaktan beter etti. ben bi aşk ararken saçma bi ikinci aşk buldum ve bunların hiçbiri henüz ispatlanmadı ama ben barlardan atılıp Bastille sokaklarında ağlarken buldum kendimi. çok içimden geldi yazdım işte yahu. altında bişey aramamak lazım... aşığım, hassasım, sarhoşum.. çözüm arıyorum aslında biraz da hastalıklı yanlarıma... herkes bana aşık yahu şu sıra, olmaz ki bu kadar da:))))

03 Nisan, 2006

şimdi var ya feci bilinçsiz yazcam. ne kafamı ne türkçemi toparlıcak halim yok. o zaman niye yazıyorum di mi? çünkü canım istiyo. çünkü zaten bu blog niye var hathi bakalım dediğimde yazılmıcaksa, bişiler saklancaksa ve bende korkular yaratcaksa: kendi bişeyinde olmak nası rahatlatıcı bi duygu yahu.......

başımdan bişiler geçiyo.. yazamıyorum. aşkla meşkle meşgulum. hayatım karışıyo, yine barlardan atılıyorum, sanki beyoğlu sokakları paris sokakları:) kendimi kaldırımlarda ağlarken buluyorum, ayrıca çok da parizyen buluyorum ama o ayrı:))

bişey itiraf edicem: çok şarap içtim.. ve biri benim hayatımı kurtardı.. ve ben asıl hayatım olan ve geçmişte bıraktığım her şeyi gerçekten orda bırakmak istiyorum.. bu kurtarılmış hayatımı bırakmak çok zor geliyo.. çok nankör, çok acımasız, ben biliyorum (ben herşeyi bilirim çünkü).. ben salyalarının ıslattığı omuzlarımı seviyorum ve gecenin köründe bi horultuyla uyanmayı.. ve üzerimde ağır bi beden hissetmeyi uyandığımda. biliyorum abartıyorum. ama ben çok yalnız kaldım sanırım... ben aslında esasen birini esaslı esaslı ilkkez sevebiliyorum.. çünkü çok yalnızım. bunun ünlemi soru işareti üç noktası yok. her zamanki ilk kez palavralarına da pek benzemiyo aslında. ekin yok. ilk kez ekinsiz birini seviyorum. ersunu bile affettim. ve birini bütün yamukluklarına rağmen seviyorum. melek oldum... hepsi çok yalan bunu da biliyorum herşeyi bildiğim gibi, ama .. hep ' ama' sı var di mi.. umrumda deil şimdi bütün bu yalanlar. Bu bi günlük neticede ve şu notu düşmek istiyorum bu tarihe: Yoann adında, çok 'gentil' ve bana süper güsel yemekler yapan ve çook çook utangaç bi adamı seviyorum. bana çok sarılıyo. sevgi sözcükleri ya zorlamayla ya da mesajlardan alınıyo (diğer mesajlar: nasılsın, evet, ben de, ya sen, tamam gibi şeylerden oluşuyo).. şimdi ben niye anlatıyorum bütün bunları? çünkü anlatçak daha akıllı bişeyim yok. sanki hayatımın amacı buymuş ve amacıma ulaşmış gibi bi sakinlik içindeyim kahretsin ki. herşey anlamını kaybetti.. yazılcak senaryolar.. fransa da kalma çabaları..

haa bu arada o korkunç sınav sonucunu aldım, yeterince korkunç deil:) 6 seviye var, en az 4 istiyolar ünv. için. onu almışım:) yani gramer 5, okuduğunu anlama 3, dinleme kısmı 4, sonuç seviye 4. becermişim bi şekil (sınavdan çıkıp iğrenç geçti diye ağlayıp 95 alan kızlardan deilimdir aslında). ama bi de yazılı anlatım bölümü var ki en az 12 gerekiyodu 20 üzerinden ve ben 6 aldım:))) o kadar saçmalamaya çok bile.. sınav sonucunu korkumdan bi haftadır götüremedim okula.
bugün gittim, kapalıydı, bilirsiniz fransada çok karışık bu sıra işler.. grevler.. manifestasyonlar.. garip geliyo.. benim omuzlarım ağrıyo ve çocukları sırtımda yürütüyorum. bu dünyanın nereye gittiği beni zerre kadar ilgilendirmiyo. sadece hayatımın içine sıçan metroların azlığına üzlüyorum. ciddiyim. dünyanın nereye gittiği ve bu gençlerin neden bu kadar çıldırdığı umrumda bile deil. herşey çok anlamsız.. artık afrikadakilerin açlığına bile üzülmüyorum. ki bi ara yansıtmamış olsam da kafayı çok kitlediğim bi konuydu zenci arkadaşımdam dolayı..

ben iyice bi tuhaf oldum. yakında türkiyeye gidiyorum. aşık oldum. annemi babamı özledim. ve canımlarımı.. hem ağlarım hem giderim oldu bu biraz:) ..

24 Mart, 2006

OLDUM BEN..

Oldum işte. Tam oldum.

Belirtiler:
1. yatağa yapış
2. mide bulantısı
3. ayy ne güzel horluyo (horlamak ve ben.. ben horlarım o ayrı)
4. yok ya o kadar da şey deil aslında..
5. telefonu kalbinin üstüne koyup beklemece
6. yaa naapçam ben ühüüü ühhü
7. yok hemen burda bitsin bu yok yok bana göre deil (kork)
8. onlar var ya hepsi kaltaktı boşver düşünme (kıskan)
9. yok canım boşandıktan sonra çocuk bende kalır (hayalleer..)

acı kendine acı dilay. regl olcam. aşık oldum. tekrar antidepresanlara başladım ki ilk iki hafta feci depreştiriyolar. yataktan çıkamıyorum. salak gibiyim. yiyemiyorum. içiyorum ama:) on günlük birikmiş bulaşık yıkamak istiyorum. "evet evet bi tek sen, en çok sen" diyen yalanlarımı ben bile yutmuyorum. bi telaşa kapıldım, hayır ya hayır dilay diyorum. bi tek kendime hayır diyorum o da bi sike yaramıyo zaten. şimdi buraya bunları yazdığım için acaba pişman olcam mı diye düşünüyorum. niye yazıyorum. kime yazıyorum. amacım ne. kendi kendime olup bitiyorum. karşımdaki beni hayretle ve sevecenlikle ama heyecansız izliyo. ben aslında kimseyi sevmiyorum. kendi kendime oyunlar buluyorum. oyunlara uyduruk kahramanlar bulabilirsem ne ala.. çünkü çok sıkılıyorum. hep çok sıkıldım.. arasam mı acaba ölmüş müdür ki. bugün cuma; çok içmiştir, kılım zaten alkollü araba kullanmasına, içmesine de kılım zaten. niye bu kadar içer ki bi insan(!) bu çelişkilerle kendime yeni dertler yaratıyorum. insan aşık olunca neden mutsuz olur ki. ben niye hasta oluyorum aşık olunca. gerçekten aşık mıyım. kepçe kulaklarının artık hiç gözüme batmaması aşk mı, ya da ayrılırken aklımı kaybetçek gibi olmam (ben bunların hepsini daha önce de yaşadım= samimi itiraf= gerçekçi olalım). yoksa benim sevgi hastalığım mı.. sevgiye olan muhtaçlığım mı. burdaki yalnızlığım mı. gerçekten endişeleniyo muyum kaza yaptı diye yoksa aramak için bahane mi yaratıyorum kendime . köpek ağlıyo. umursamıyorum.

aradımbikazadakafasıkopupölmemişiçkanamadageçirmiyomuş
bardaymış
içiyomuşböyleymiş
içincekafasıçalışmıyomuşbeniseviyomuş
özlüyomuşda
uyuyamıyomuşbensiznasıbiliyosamöyleyapcakmışım


gül dilay gül. ağla dilay ağla. hiç mi güç kalmaz bi insan evladında (şiir).

çok hastayım...

23 Mart, 2006

"HAYIRRRR" işte ama "EVET" sonunda..

Sanırım hayatım boyunca biriktirdiğim bütün "hayır"larımı dün gece harcadım, birazını da gün içine dağıttım.

Evet (yine evet:), aileyle problemlerim var, bi türlü benim de bi hayatım olabileceğini kabullenemiyolar.. (hiçbi şey yapmıyorum çünkü.. aslında yapıyorum ben kendimce, debelenip duruyorum ama bu debelenmeler göz önünde gerçekleşmediği için ben hiçbi şey yapmıyo oluyorum.. ya da evet lan ben hiçbi şey yapmıyorum).. Aslında aile de deil Laetitia demeliyim. Neyse uzun uzun anlatmıcam, problemlerimiz vardı işte benim çalışma saatlerimle ilgili. Fazla deil ama beni çok keyfi çalıştırdıkları kanısındaydım. Bu kanı çok uzun süredir benleydi hem de. ve kurdum ve kurdum.. dün gece konuştuk.. bekledim saat on ikiye kadar eve gelmesini. ben iyi delim dedim çünkü nananana. sert çıktı. pısmam gereken noktaya kadar ilerledi. hayır dedim. bu böyle dedi. hayır dedim. içine gelirse dedi. hayır dedim. ama şöyle ama böyle.. ama hayır dedim. artık hayır demeliyim ben çünkü dedim.

gece ağladım..

Sabah zor kalktım ama hayır diye kalktım. "Hayır"ımın gücüne inanmadığım ve kendimi ufaktan suçlu hissetmeye başladığım için gün içinde 5 kişiyi aradım. Hepsi "hayır" dedi, "hayır"ında haksız deilsin. Güç topladım.. sonra bana dini bi broşür vermek isteyen kadına "hayır"dedim "ben tanrıya inanmıyorum". Yoann telefonda "seni seviyorum" dediğinde "ben de" demedim (çünkü o an onu sevmiyodum, kızgındım herkese ve herşeye, kaybetmekten ya da incitmekten korkmadım). Sinemada bana bi küçük suyu 3€'ya satmak istemelerine de "hayır"dedim "kalsın almıcam". Çok gıcıktım ben bugün. Abimle konuştum msn de. Ona da gıcıktım.. her dediğini tersledim sanki..

ben evde çok huzursuzdum ama bugün.. kimse beni sevmiyodu..

Bu akşam Laetitia hadi konuşalım dedi. Araştırmasını yapmış, kendinden emin.. Saydı döktü. Ama dedim. Hayır dedi dinle.. dinledim.. Benim için neler yapmış olduğundan bahsetti. Babam gibi.. bunları deyince hiçbirinin anlamı kalmadığını bilmem farketti mi.. ben ona sayamadım neler yapıp ettiğimi.. "tamam" dedim.. "evet.. haklısın". Haklı deildi. Ama ben aynı evin içindeki bu duruma dayanamazdım. Ben çok iyiydim.
Ağladım..
Evet, karşısında "ne olursa olsun ben bu durumda olmak istemiyorum" diyerek ağladım. Ben ezilmeye falan çoktan razıydım yeter ki sevsinlerdi beni.. benim sevgisizliğe tahammülüm yoktu.. ben çok iyiydim.. yumuşadı.. üzüldü.. öptü beni.. ağlama dedi.. biz seni seviyoruz.. ve senin hayatına saygı duyuyoruz.. neyse dedim kendi kendine toparlanır herşey.. "evet"dedim "ben yarın ilgilenirim çocuklarla"..
Ben "hayır" için yapılmamışım.. kararlılığımı 24 saat bile koruyamıyorum. sevgi hastasıyım..

21 Mart, 2006

ORDAN BURDAN BİKAÇ FOTO

CAMILLE
MEGEVE'DEN
EVDEN

BU DA

NASI SIKILIYORUM...

EIFFEL ALTI


KALABALIK

TANIMAM ETMEM

CAMİLLE VE LAURENT

İŞTE TAM AİLE...

20 Mart, 2006

EBE SOBE İŞLERİ

Yok yataklara falan düşmedim aşktan. Sadece Living Las Vegas'taki Nicholas Cage tiplemesiyle karşı karşıya olduğumu anlamam biraz elimi ayağımı titretti o kadar (diyerek konuyu kapatıyorum).

Bikaç gün önce, şu blog ebe sobe muhabbetlerine bulaştırıldığım için anket cevaplamıştım ama yayınlayamamışım sinir oldum:) Ankete de sinir olmuştum ama o zaman niye cevapladım? Çünkü ben anket cevaplamayı çok severim:) kendini çok önemli bişi gibi hisseder insan aslında anket doldururken. Ben ben ben dersin, egon şişer, kıçın tavana vurur hatta. Evet işte ben ben ben (buyrun sinem hanımcım) ;

Yaptığınız Dört İş?
1. 99 yazında Advantage Cart'ın pazarlamasında çalışmıştım. Tam deprem sonrasıydı. İnsanlar acılar içinde yırtınırken, ben kapı kapı gezip, hadi gelin şu kartı alın, sonra da çılgıncasına alışveriş yapıp ödeme tarihini bi geçirin de kıçınıza kaçsın kart diye tam 400küsür kişiyi kredi kartızede yapmıştım. Ama çok iyi para kazanmıştım.
2. Resepsiyonist oldum geçen yaz. Maksat yazı Bodrum'da geçirmekti esasen, bi tanıdığın müdürü olduğu bi otelde belçikalı müşterilerle ilgilencektim sadece. Sonra iş şu noktaya vardı: ben günde 12 saat çalışan (izinsiz yani 7x12), her boka koşturan çılgın bi resepsiyonist oldum:) ama Ali'yle tanıştım. Hayatımda hiç bi 'flört'ümle diyelim bu tarz konuşmalar yapmamıştım. Ali çok fenayım 306yı bok bastı. Ali'den cevap; canım ya ben de, 106daki adama bugün de tv bulmazsak adam beni dövcek. Mesaj: biri havuza sıçmış. Cevap: o da bişi mi bugün bi çocuk resepsiyonun önüne sıçtı. Daha neler demeyin, hakkaten böyleydi durum. Geceleri rüyamda tvler görüyodum, çünkü otel odaları tvli diye satılıyodu ve 96 odanın 40ında tv vardı. ve tvsiz yaşayamayan yurdum insanı için bu bi skandaldı. ve daha neler neler oldu aslında o otelde.. o yaz.. bu macerayı bi ara yazmalıyım aslında.
3. Her daim dadı, ev kadını.
4. Fransız bebelere matematik örtmeni oldum bi de.
5. Bi de ben çok güsel aşık olup hasta olurum, haa bi de hayallerimde Cannes film festivali ödülünü kapıp burnumu çeke çeke teşekkür konuşmamı çok güsel yaparım.

Defalarca izleyebileceğiniz 4 film ve dizi
Dizi:
1. Perihan ablayı izlerdim ben küçükken, sonra abimle üsküdar'a gidip gezince çekildiği yerleri bi garip hissetmiştim.
2. Ortaokul lise yıllarımda bi 'kara melek' canavarıydım ve kendimi kara melek zannediyodum:))
3. Gençlik Rüzgarları vardı bi de (premier baiser sonrası yani ilk öpücük), johanna'yla cri cri aşkım vardı, benim de krü krü aşkım vardı:)
4. Bi de Beverly Hills izlerdik, ben Brenda'cıydım Kelly'ye kıl olduğum için (kelly sarışındı).

Film (bu kısım zor işte)
1. Dogville diyelim ama Trier abimin bütün filmlerini de kapsasın.
2. Çingeneler Zamanı
3. Amelie
4. Fahrenheit451 (truffaut) bi de şey ya Konuş Onunla.. ve aslında daha bissürü türk filmi de var. Selvi Boylum Alyazmalım, Ağır Roman, Dönersen ıslık çal, Kemal Sunal'ın sevgilisi tarafından yatılı okula gönderildiği film, Masumiyet.. neyse işte çok film var güsel..

Yaşadığınız 4 yer:
1. Ankara
2. Eskişehir
3. Morzine
4. Paris:) ehehe bu da benim artizliğim olsun

Tatil için gittiğiniz 4 yer:
1. Saint Tropez (yine sırf artizlik olsun diye ha başka bişi deil, niye Konya yazıyım di mi canım)
2. Barcelona
3. Megeve
4. Güzel yurdumda da çoook gezdim ben; Bodrum'un yeri bi ayrıdır ama bi de tabii ki İstanbul'umun.

En sevdiğiniz 4 yemek;
1. Makarna
2. Ballı ördek (yani yıllarca bu tadın farkında olmamak çok acıymış)
3. Sulu köfte (ekşili köfte de derler)
4. Kokoreç (ben burda kaç kere ağladım sokaklarda kokoreç sensiz olmaz kokoreç kokooooo diye bilseniz:) Avrupa Birliği hikaye Mirkelam da kesin bunu yaşadı, insan o kadar mı içten yazar be bi şarkıyı!

Şimdi olmak istediğiniz 4yer:
1. İstanbul; sahil, bira, sevdiklerimmmm ya da nevizade de olur ama sahil daha bi şahane olur
2. Ankara; annemin dizleri:( babamın kucağı:(( kubimle abimle okey masası:)
3. Paris'in öteki ucundaki o karanlık evin karanlık odasında bi yoann'ın yanıbaşı
4. Sevdiğim insanların olduğu ve benim çeşitli 'okyanus'sal, parasal ve zamansal sebeplerle olamadığım yerler..

Hıh işte yaptım anketi. Kimseye de devretmiyorum. Yoksa kıllık olsun diye hath Düygücüm, ebeee ehehe yapabilirdim. o da çok kibar bi insan olduğu için beni kıramayıp, işini gücünü, doktorasını bırakıp lan en sevdiğim 4 yemeği nası seçcem diye kafayı kırabilirdi:) Ama ben çok iyi bi insanım, yapmıcam:) bi de şu an şarkı seçmekle meşgul, ilgisini fazla dağıtmayalım.